Bu röportajda Vacide Gören, Ünal Çağıner’i hem bir yönetici hem de bir insan olarak yakından tanıdığı yılların birikimiyle anlatıyor. İlk tanıştıklarında hissettiği çekingenlik, zamanla yerini çalışma disiplininden hayat duruşuna kadar çok şey öğrendiği derin bir saygıya bırakıyor.
Vacide Gören’e göre Ünal Çağıner, iş hayatında net, kararlı ve prensip sahibi bir liderdi; özellikle “hayır” demenin doğru karar almak için ne kadar önemli olduğunu ondan öğrendi. Çalışma tarzı müdahale eden değil, sorumluluk veren bir anlayış üzerine kuruluydu. Her gün tesiste bulunur, misafirlerle yakından ilgilenir, çalışanlarıyla tek tek iletişim kurardı. Onun için disiplin kadar insan ilişkileri ve saygı da belirleyiciydi.
Tesiste dolaşırken gizlice mersin ve dut yemesi gibi tatlı alışkanlıkları, bayramlarda çalışanların çocuklarını beklemesi, kriz anlarındaki sakin yaklaşımı Vacide Gören’in unutamadığı anılarda öne çıkıyor. Röportajın önemli bölümlerinden biri olan Tangül Ünal Çağıner Çocuklara Yardım Vakfı ise Ünal Bey ve eşi Tangül Hanım’ın yardımseverliğinin bugün çocukları tarafından nasıl aynı özenle sürdürüldüğünü gözler önüne seriyor. Gören, vakfın çocuklara ve ailelere yaptığı destekleri anlatırken “isimlerine yakışır işler yapıyoruz” diyerek bu misyonun gururunu aktarıyor.
Vacide Gören’e göre Ünal Çağıner, yalnızca başarılı bir turizmci değil, aynı zamanda girişimciliği, vatan sevgisi, yardımseverliği ve iş ahlakıyla bir “okul” niteliğindeydi. Tesiste yıllarca çalışanların kendi aralarında söylediği gibi:
“Biz Ünal Çağıner’in askerleriyiz.”
Röportaj, Vacide Gören’in yıllar önce Ünal Bey’in kendisine söylediği bir cümleyi hatırlamasıyla duygusal bir finale ulaşıyor. Bir gün otelin kapısında dururlarken Ünal Bey ona, kızları İçim Hanım’ı iş hayatında yalnız bırakmamasını söylemişti. Aradan yıllar geçtikten sonra İçim Hanım yeniden onu göreve çağırdığında Vacide Gören hiç düşünmeden geldi. Ve röportajı şu sözle tamamlıyor:
“O yüzden Ünal Bey’e ‘ben buradayım’ demek istedim.”
(0:09 - 0:28)
Ünal Bey'le 2005 yılında tanıştım. Ben 9 yıl eğitim sektöründe yöneticilik yaptım. Sonrasında
İçim Hanım’dan gelen teklif üzerine turizm sektörüne geçmeye karar verdim.
(0:30 - 0:57)
Ve o vesileyle İçim Hanım’la görüştükten sonra babamla da görüşmeniz lazım, Akapulco'nun
yöneticisi, direktörü olarak dedi. Randevu aldım, geldim ve Ünal Çağner'le ilk o gün tanıştım.
Ondan sonra da yıllardır, ölümünden 6 yıl öncesine kadar da birlikte çalıştık.
(0:57 - 1:14)
İlk izlenimim bence güzel bir deneyimdi benim için. Çok şey öğrendim, yönetsel anlamda,
liderliğinden, iş disiplininden en önemlisi benim için.
(1:15 - 1:36)
Hayırın da bir cevap olduğunu ben Ünal Çağıner'den öğrendim. Mesela Ünal Çağıner'e gidip
bir şeyi sorduğum zaman, bana hayır dediği zaman, sonrasında dönüp, evet tamam o zaman
ben de ona göre cevap verip ona göre tedbirimi alacağım. Ünal Bey'in onaylamadığı bir
durum bu.
(1:37 - 1:51)
Kesinlikle yapılmayacak ve bunun arkasında da dururdu her zaman. Hayır dediği zaman
tekrar o evete çok zor dönerdi. Her gün oteldeydi, her gün lobide otururdu.
(1:53 - 2:04)
Sorularımızı sormak için yanına giderdik. Arkadaşlarıyla bazen otururdu, bazen gazetesini
okurdu. Sabah erken mutlaka yanına uğrardım sorularım varsa.
(2:04 - 2:18)
Yoksa bazen o bir şeyi sormak istediğinde yanına çağırırdı. Ünal Bey'in bir özelliği de aslında
hiçbir zaman bir şeyi nasıl yapmamız gerektiğini söylemezdi. Neticeye bakardı.
(2:18 - 2:42)
Belki de o yüzden çok daha rahat çalışırdım ben Ünal Bey'le. Ben şunun yapılmasını istiyorum
ve bu işle senin ilgilenmeni istiyorum derdi. Ve ben o işi alıp en doğru şekilde, en düzgün
şekilde gereği neyse, tabii ki sorularım olduğunda kendisine gidip sorarak, danışarak, onayını
alarak yürütürdüm.
(2:42 - 3:08)
Patron gibiydi, bir baba gibiydi aynı zamanda. Sadece benim için değil, bütün çalışanlar için
bir baba gibi yaklaşırdı. Misafirlerle iletişiminde de her zaman saygılı ama kuralları ciddiye
alan, otelin bir kurallar çerçevesinde yönetildiğini her zaman hissettiren bir yapısı vardı.
(3:10 - 3:26)
Kendisi zaten insanlarla sohbet etmeyi çok severdi. Lobide otururdu, otel misafirleri yanına
gelirdi, onlarla sohbet ederdi. Sürekli gelen oteli, sürekli her yıl gelen misafirler olurdu.
(3:26 - 3:43)
Onlara da çok güzel böyle onlarla oturur, sohbetleri olurdu. Ama kuralları kesinlikle herkesin
uymasını isterdi. Bayramlarda zarfını yanına, cebine koyup oturur beklerdi.
(3:43 - 4:06)
Bütün ailesi, çocukları, torunları hepsi gelirlerdi yanına zaten. Artı çalışanların çocukları,
başka şirketlerde diğer çalışanları da, bütün ailesi diyelim, çalışan ailesi de yanına gelirdi
bayramlarda. Ve bu onun için heyecanlı bir şeydi.
(4:06 - 4:31)
O gün böyle tıraşını olur, saçını başını tertipler, üstüne daha özen gösterir ve oturur beklerdi.
Kriz zamanlarında genelde sakindi. Ben mesela panik yaptığımda bir konuda, gel otur derdi,
gel otur anlat, sorunu anlatırdım.
(4:31 - 4:51)
Ve çözümünü hızlı bir şekilde kafasından üretip bana söylerdi. Ve çok rahat sonrasında sorun
ortadan kalkardı. Çalışma arkadaşlarıma ve bana her zaman sahip çıkmıştır.
(4:52 - 5:04)
Bunu her zaman hissettirmiştir. Personeline çok önem verirdi. Dışarıda tesisi dolaşırken her
birine gördüklerine mutlaka seslenirdi.
(5:04 - 5:22)
Hal hatır sorardı, işle ilgili bir şey sorardı. Mutlaka konuşur, sohbet ederdi. Şöyle tatlı bir anısı
vardı, Ünal Bey diyetine dikkat etmesi gerekiyordu.
(5:23 - 5:48)
Ve yediklerini çocukları, İçim Hanımlar, Burak Beyler ciddi şekilde kontrol ediyorlardı.
Hemşiresi vardı zaten, mutfakta yemekler onun için özel yapılıyordu. Ama Ünal Bey'in tesis
içinde, tabii ki bütün ağaçları, çiçekleri çok severdi.
(5:48 - 6:04)
Tesiste dolaşırken kendisinin zula dediği yerleri vardı. Mesela şu arka tarafta, toplantı
salonlarıyla otel arasında bir mersin ağacı vardı. Oraya gidip mersin yerdi, gizli gizli.
(6:05 - 6:16)
Bir de Pinecourt 2'nin şu an altında bir dut ağacı vardı. Oraya da gidip dut yerdi. İçim Hanım'a
söyleme derdi bana.
(6:18 - 6:40)
Öyle tatlı anıları vardı tesis içinde. Sanırım hepimiz için tesisin içerisinde hala daha bizi bir
yerlerden seyrettiği veya hala daha bir yerlerden çıkıp gelecekmiş gibi bir hissiyatımız evet
var. Biz hep şey derdik.
(6:40 - 6:49)
Biz Ünal Çağıner'in askerleriyiz derdik. Yeni gelen personel arasında da hep böyle
konuşulurdu. Ünal Çağıner'in askerleri onlar derlerdi.
(6:49 - 7:00)
Tesis içerisinde çünkü Ünal Çağaner terbiyesini almış. Onun eğitiminden ben turizmi burada
öğrendim. Bunlar da Ünal Çağaner'in sayesindedir.
(7:01 - 7:15)
Kıbrıs Türkü geneline baktığımızda girişimci bir ruhları yok aslında. İşte Ünal Çağıner farkı
burada ortaya çıkıyor. Ünal Çağıner gerçekten tam bir vatanseverdi.
(7:15 - 7:39)
Özellikle tesis içerisinde çok renkli bir çalışan profili vardı. Ama Kıbrıslı çalışanlara, Kıbrıslı
herhangi birisi gelip de çalışmak istediğinde kesinlikle kapısı her zaman açıktı. Hiçbir zaman
geri çevirmezdi.
(7:40 - 8:13)
Özellikle Kıbrıs Türk halkını bu yönde de desteklemeye özen gösterirdi. İnsanlara yardım
ederdi ama bunu hiçbir zaman ne onlara ne başkalarına bir övünme vesilesi olarak
anlatmazdı, hiç söylemezdi. Tangül Ünal Çağıner Çocuklara Yardım Vakfı'nın icra kurulu
başkanlığı görevini bana verdikleri zaman çok mutlu oldum.
(8:14 - 8:59)
Hem Tangül Hanım'ı hem Ünal Bey'i tanıyan bir insan olarak ve onların yardımseverliklerini
görmüş, yaşamış, tanık olmuş bir insan olarak bu önemli görevin bana verilmiş olması beni
çok mutlu etti. Ve şu anda yaptığımız bütün yardımlarda onların adını yaşatmaya gayret
ediyoruz. Ve Tangül Hanım'ın da Ünal Bey'in de adının geçtiği her yer kendi isimlerine yakışır
olmasına dikkat ediyoruz.
(9:01 - 9:38)
Tesis içinde de bu böyle, otel içinde aynı şey geçerli. Tangül Ünal Çağıner Çocuklara Yardım
Vakfı Tangül Hanım'ın aramızdan ayrılmasından sonra ani bir şekilde çocukları tarafından
çocuklara yardım amaçlı kurulmuş bir vakıftır. Burada esas amaç Tangül Hanım'ın çocuk
sevgisini, insan sevgisini, yardımseverliğini yaşatmak, adını yaşatmak idi.
(9:39 - 10:11)
Daha sonra Ünal Çağıner rahmetlendikten sonra vakfın adı Tangül Ünal Çağaner Çocuklara
Yardım Vakfı olarak değiştirildi. Ve her ikisinin de adını yaşatmak adına yardımlar, çocuklara
yardımlar, ihtiyaçlı ailelere, ihtiyaçlı ailelerin çocuklarına yardımlar devam etti. Acapulco tabii
ki Ünal Çağaner'in kurduğu bir tesis.
(10:11 - 10:44)
Tabii ki Ünal Çağaner'in her yerde izleri var ama şu anda son 3 yıldır çocukları tarafından, kızı
İçim Hanım ve oğlu Dimağ Bey tarafından yönetilen bir tesis. Ve bu sosyal sorumluluk
projeleri onların da önem verdiği bir nokta. Bir gün Ünal Bey'le biz kapıda duruyorduk otelin
kapısında ve İçim Hanım otelden içeriye girdi.
(10:45 - 11:10)
Ve Ünal Bey şey dedi bana, İçim Hanım'ı yalnız bırakmayın hiç dedi. Ve yıllar önceydi.
Sonrasında, en son buraya dönmeden önce işte İçim Hanım beni aradığında hiçbir şey
düşünmedim.
(11:11 - 11:39)
Yani başka 4-5 yerle görüşme ayarlanacaktı bana. İçim Hanım beni aradığı anda, Vacide
gelmen lazım dedi. Tamam dedim, geliyorum.
Ve geldim. Ve o yüzden de Ünal Bey'e ben buradayım demek istedim. İzliyor zaten her şey
yolunda.
Her şey yolunda demek isterdim.