Bu röportajda Ünsal Çağıner, ağabeyi Ünal Çağıner’i çocukluk yıllarından itibaren aile hafızasında yer etmiş anılar üzerinden anlatıyor. Vizyoner bir baba ve fedakâr bir annenin çocuğu olarak büyüyen Ünal Çağıner’in, daha genç yaşlardan itibaren güçlü kişiliği, ileri görüşlülüğü ve kararlılığıyla öne çıktığı vurgulanıyor.
Anlatı, 1960’lı yılların zorlu Kıbrıs koşullarında üniversiteye gidiş süreciyle derinleşiyor. Ayakkabı tabanına saklanan paralarla gerçekleşen bu yolculuk, hem dönemin şartlarını hem de ailenin fedakârlığını simgeliyor. Göçlerle geçen bir çocukluk içinde Ünal Çağıner’in geleceği görme yeteneği ve yatırım fikrinin çok erken yaşlarda şekillendiği aktarılıyor.
Ünsal Çağıner, ağabeyini aileyi bir arada tutan, otoriter ama demokrat, üretken ve sorumluluk sahibi bir figür olarak tanımlıyor. Ünal Çağıner’in Kıbrıs’a yaptığı yatırımların yalnızca ekonomik değil, toplumsal bir değer taşıdığı; istihdam, üretim ve gelecek vizyonu açısından kalıcı bir iz bıraktığı vurgulanıyor. Röportaj, Ünal Çağıner’in üretmeye, yatırım yapmaya ve topluma değer katmaya dayalı mirasının bugün hâlâ hissedildiği vurgusuyla sona eriyor.
(0:00 - 0:17)
Abim küçükken biz çok küçüktük. Yani o gençliğin son yıllarını hatırlıyorum. Ama vizyoner bir
babanın, güçlü kişilikli bir babanın, cefakar bir annenin çocuğu güçlü olur.
(0:18 - 0:29)
Yani abim güçlü, kişilikli. Çocukluğundan beri, gençliğinden beri bildiğim kadarıyla güçlü,
vizyoner bir yapısı vardı. Demokrat bir adamdı.
(0:30 - 0:43)
Yani gençlik yıllarında üniversitede biraz siyasette de ilişkisi vardı. Abimin üniversiteye gidiş
zamanını hatırlıyorum ben. Dokuz, sekiz, dokuz yaşlarındaydı.
(0:45 - 0:57)
Evlimdeydik o zaman. Abimler, güney abim, büyük abim, babam. Gece bir vakit, herhalde
sekiz, dokuzdu o zamanlar.
(0:57 - 1:07)
Kapısta, bizim yerlerde elektrik yoktu. Ben liseyi elektrik olmadan bitirdim. Bizim ayakkabıcı
Ali Usta vardı.
(1:08 - 1:24)
Bir ayakkabısının altına parayı konduğunu gördüm. Ve ondan sonra gidişini, üniversiteye
gidişini, kaçışını gördüm. Çünkü o normal bir gidiş değildi.
(1:24 - 1:44)
O zamanlar, altmış dört yıllarında gidişi serbest değildi. Biz bayağı bir sıkıntılı dönem geçirdik
Kıbrıslı Türkler olarak. Abimin ayrıca onunla birlikte hatırladığım bazı şeyleri var.
(1:45 - 2:02)
Örneğin sanıyorum altmış üç, altmış dört yıllarında yine tarlamız vardı Vurnezler diye. Orada
Harnımsırker'de, abim çok hızlı Harnımsırker'de vakla vardı o zamanlar. Ve annemle
tartışmalarını hissediyorum.
(2:04 - 2:18)
Bu işte üniversiteye gidecek, üniversiteye gideceğim, işte babama söyle, gibi laflar. Yani bir
heyecanla tartışmalarını hissediyordum. Bir de holagolar vardı, büyük holagolar.
(2:20 - 2:33)
Yine o da Paramal Kampı'nın üst kısımlarında bir yerimiz vardı. Biz gidip bir ay orada
Harnımsırkiyorduk ve orada kalıyorduk. Yani yere bir şey seriyorduk ve orada kalıyorduk.
(2:34 - 2:42)
Abimin vizyonerliğini orada gördüm. Hala daha hatırlıyorum. Karşı tarafta dayımın bir yerleri
var, burada çok güzel tatil köyü olur diyordu.
(2:43 - 2:52)
Bir de hatırladığım bir şey vardı. Biraz önce yeğenime de söyledim. Bizim tek haneli bir evimiz
vardı.
(2:52 - 3:02)
Beş, altı kardeş orada kalıyorduk. Onun hemen yanına taştan bir ev yapılıyordu. Rahmetli
abim yaptı o evi.
(3:03 - 3:11)
İki katlı bir ev. Orada kalmak için yaptı. Evi bitirdi ve ondan sonra şu çarpışmaları oldu.
(3:11 - 3:22)
Ve biz evlime göç ettik. Yani bizim hayatımız bir göçle geçti. Kıbrıslılar gibi, bütün Kıbrıslılar
gibi.
(3:23 - 3:47)
Abimin vizyonerliği, güçlü kişiliği her zaman kayda değerdi. Yatırımcı kişiliği artı bu topluma,
Kıbrıs toplumuna verdiği o yatırım hevesini açılması lazımdı diye düşünüyorum. Şu anki
Kıbrıs'ın en büyük yatırımı diye düşünüyorum Kıbrıslı olarak.
(3:48 - 4:01)
Bu büyük bir vizyondan kaynaklanıyor. Ben bundan dolayı ona büyük hayranlıkla ve benim de
idolümdü. Geleceği gören bir kişilik.
(4:03 - 4:14)
Bir şey daha var, aramızda bir kelime vardı. Benim ilk evliliğimden evlenmeden önce onu
aradım ben. O da bana evlenme dedi.
(4:15 - 4:33)
O da geleceği gören bir yapısı olduğundan dolayı ve o evlilik devam etmedi. Yani ailenin
temel direklerinden bir tanesiydi. Babamdan, ondan sonra büyük abimden, Ünal abimden ve
ondan sonra Ünal abim geliyor.
(4:33 - 4:49)
Ünal abim ailemizi birlikte tutan bir güçtü. O benden 8 yaş büyüktü. Yani üniversiteye gitti.
(4:49 - 5:02)
Ben 8 yaşlarındaydım, 9 yaşlarındaydım. Ama güçlü kişiliği yapısından belli oluyordu.
Üniversiteden geldiği zaman onun kokusunu özlüyorduk.
(5:02 - 5:20)
Ama onun yaptığı yatırımlara ve öngörüsü, ileri görüşlerine her zaman gıptayla baktım. Çok
mutlu oluyordum. Ve onun geleceğinin her zaman güçlü kişiliğine bağlı olduğunu da
hissediyordum.
(5:24 - 5:36)
Her anamız güzeldi. Geldiğimiz zaman oturup tartışıyoruz, bir şeyler konuşuyoruz. Yapısal
olarak otoriter bir yapıya sahipti ama demokrat.
(5:36 - 5:43)
İlişkilerimiz çok iyiydi. Yeni neslin üretmesi lazım. Abim bir üretken insandı.
(5:44 - 5:54)
Önemli olan budur, vizyonerlik budur. Kıbrıs'ı kurtaracak, toplumumuzu kurtaracak olan
budur. Abim de bunların başındaydı.
(5:55 - 5:59)
Üretiyordu. Üretti de. Kıbrıs'a bir şeyler verdi.
(5:59 - 6:08)
Kim nelerse desin Kıbrıs'a bir şeyler verdi. İstihdam sağlamamız lazım, üretmemiz lazım
Kıbrıslı olarak. Ve bunu abim yaptı.
(6:10 - 6:11)
Onunla gurur duyuyorum.