Bu röportajda KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Ünal Çağıner’i yalnızca bir girişimci ya da turizmci olarak değil, memleketine yürekten bağlı, vizyoner ve kucaklayıcı bir insan olarak anlatıyor. Erhürman’ın tanıklığında Ünal Çağıner, görüş ayrılıklarını önemsemeyen, kapısı herkese açık, babacan ve güler yüzlü kişiliğiyle hatırlanan müstesna bir isim olarak öne çıkıyor.
Erhürman’a göre Ünal Çağıner’in en belirgin özelliklerinden biri, geçmişe takılı kalmayan, her zaman geleceğe bakan bir bakış açısına sahip olmasıydı. En zor ve en rahatsız olduğu dönemlerde bile kendi sağlığını geri plana itip “Bu memleket için daha ne yapabiliriz?” sorusunu sormaya devam eden bir anlayışa sahipti. Ziyaretler, geçmiş olsun temennilerinden çok, ülkenin geleceğinin konuşulduğu sohbetlere dönüşürdü.
Röportajda Ünal Çağıner’in vizyonerliği özel bir yer tutuyor. Kimsenin düşünmediği alanlarda üretmeyi, yeni kapılar açmayı ve yapılmamış olanı hayata geçirmeyi hedefleyen bir zihne sahipti. Ortaya attığı fikirleri yarım bırakmayan, inandığı bir konunun sonuna kadar takipçisi olan bir “fikri takip” insanıydı. Bu yönüyle Kıbrıs Türk halkı açısından girişimcilik alanında öncü ve yol açıcı bir figür olarak değerlendiriliyor.
Tufan Erhürman, Ünal Çağıner’in siyasete bakışını da özellikle vurguluyor. Siyaseti ayrıştırıcı değil, kapsayıcı bir yerden ele alan; “kim kazanmalı” sorusundan ziyade “memleket için ne yapılmalı ve nasıl yapılmalı” sorusu üzerinden düşünen bir anlayışa sahipti. Bu yaklaşım, Erhürman’ın ifadesiyle sohbetleri her zaman zenginleştiren ve yeni fikirlerin filizlenmesine imkân tanıyan bir zemin yaratıyordu.
Turizm alanında ise Ünal Çağıner, yalnızca dünyadaki örnekleri taklit eden değil; evrensel olanı yerel değerlerle buluşturan, Kıbrıs’a özgü bir model inşa eden bir girişimciydi. Turizmi, salt bir gelir kapısı olarak değil; istihdam yaratmanın, ülkeyi dünyaya tanıtmanın ve memlekete değer katmanın bir aracı olarak görüyordu. Erhürman’a göre bugün turizmin Kıbrıs’ta “öncü sektör” olarak kabul edilmesinde Ünal Çağıner’in emeği ve düşünsel katkısı tartışmasızdır.
Röportajın en güçlü vurgularından biri de Ünal Çağıner’in cesareti ile hesaplı risk alma becerisini bir arada taşımasıdır. Karar vermeden önce uzun bir zihinsel mesai yürüten; güvendiği insanlarla fikir alışverişi yapan, ancak kararını verdikten sonra son derece kararlı ve cesur adımlar atan bir girişimci profili çiziliyor. Erhürman, bu yaklaşımı “maceracılık ile cesaret arasındaki farkı bilen bir duruş” olarak tanımlıyor.
Tufan Erhürman röportajı, Ünal Çağıner’in yurt sevgisini şu sözlerle özetliyor:
“İyi ki yaşadın ve iyi ki bu yurdu bu kadar çok sevdin.”
(0:09 - 0:53)
Tabi Ünal abiyi öncelikle böyle son derece sevecen, herkesi kucaklayan, yani öyle görüş
ayrılıymış falan filan onları hiç dikkate almadan, herkesi kucaklayan, babacan, güler yüzlü,
esprini, gerçekten son derece güzel bir insan olarak bilirim diyeyim, hatırlarım demekten çok,
hatırlarım demeyi çok istemem. Her zaman da kapısı herkese açık, ne zaman görüşmek
istersek kapısını açan, bizimle görüşen bir insan. Bir de tabi bunlar insani yönleri, bir de
memlekete dair yönlerini de konuşmak muhakkak gerekir Ünal abinin.
(0:54 - 1:27)
Ünal abi son derece vizyoner, memleket sevdalısı dememiz gerekiyor. Tabi ki ailesine son
derece bağlı, böyle tırnaklarıyla kazıyarak yarattığı eserine son derece bağlı, Acapulco'ya son
derece bağlı. Ama hiç böyle geçmişi konuşmayan, hep böyle ileriye doğru konuşan, son
dönemlerine kadar da hep daha fazla ne yapabiliriz, daha yeni ne yapabiliriz memleket için
ve daha fazla nerelere yatırım yapabiliriz.
(1:27 - 2:04)
Hep sürekli aklından bunları geçiren birisi, hiç unutmam rahatsız olduğu dönemlerde de
ziyaretine gittiğimizde, bazen sırf geçmiş olsun demek için ziyarete gittiğimizde bile hep böyle
geçiştirirdi o kısmı. Yani bunları bırak şimdi sağlık ben onları hallederim, gel memleketi
konuşalım, gel daha fazla ne yapılabilir onu konuşalım diyen biri. Dediğim gibi en rahatsız
olduğu dönemde bile aklı hep memleket sevdasındaydı ve daha fazla bu memleket için neler
yapılabilir, hep onları düşünür, hep bizlerle de onları konuşuyor.
(2:04 - 2:19)
Kıbrıs'ta pek çok alanda ilkleri gerçekleştirdi çünkü vizyonu son derece genişti. Yani Salp
böyle bir bu adanın sorunlarına boğulmuş değildi. Hep böyle üretken bir beyindi aslında
Vural abi.
(2:20 - 2:54)
Kimsenin düşünmediği şeyleri önce o düşünürdü ve eğer eminse yapılması gerektiğinden
emin olduysa, o yapılana kadar da hiç takibi bırakmazdı. Son dakikaya kadar her şeyi adım
adım takip ederdi ve pek çok karar verdiği şeyi de aslında gerçekleştirmeyi başardı.
Dolayısıyla Kıbrıs'ta, Kıbrıs Türk halkı açısından özellikle girişimcilik alanındaki çok önemli
önderlerden biridir, önde gelenlerden biridir diye düşünüyorum.
(2:54 - 3:14)
Yani son derece öncü kelimesini hak eden birisiydi. Yani bizde böyle bazen şey olur ya, bir işi
birisi yapar, herkes de aynı işi yapmaya devam eder. O hep daha yeni ne yapabiliriz, daha
farklı ne yapabiliriz, nasıl daha fazla alan açabiliriz, yeni alanlar açabiliriz.
(3:14 - 3:32)
Hep aslında beyni bunun peşindeydi diye düşünüyorum. Yani şunu söyleyebilirim, iki
görüşme üst üste hep aynı şeyleri görüştüğümüz şekilde olmadı. Her görüştüğümüzde
yepyeni fikirler vardı, bir de tabii daha önceki fikirlerin takibi vardı.
(3:32 - 4:01)
Yani o fikri takip dediğimiz şey, bir şeyi ortaya atıp da bırakmazdı eğer inandıysa, kararlılıkla
onun gerçekleşmesi için uğraşır ama sürekli de yeni fikirleri üretmeye devam ederdi. Yani
dediğim gibi siyaseten, Ünal abinin tabii ki siyasetin içerisinde çok yoğun olarak bulunduğu
dönemler oldu. Benim tanışıklığım o dönemlere rastlamadı, benim tanışıklığım daha sonraki
dönemlere rastladı ama hep siyasetle yakından ilgilendi.
(4:01 - 4:37)
Benim de sohbetlerimde de hep o vardı ama benim sohbet etme fırsatı bulduğum
zamanlarda siyaseti daha çok yani çok daha kucaklayıcı bir şekilde ele aldığı dönemdi ve
herkesle aslında bu memleket nasıl daha iyi olabilir meselesi üzerinden siyaseti konuşurdu.
Yani şeyi konuştuğumuzu ben çok hatırlamıyorum işte şu seçilmesin falan filandan ziyade
memlekette ne yapılmalıdır ve nasıl yapılabilir üzerinden hep siyaseti konuşurdu. O da benim
açımdan çok keyifli bir şeydir çünkü aslında benim de siyasetten anladığım odur.
(4:37 - 5:00)
Dolayısıyla Ünal abiyle siyasetten konuşmak aslında büyük bir keyifti ve her zaman
yönlendirici yani zenginleştirici ve yeni fikirler için de böyle bir tohum serpici sohbetlerdi
siyaset üzerine yaptığımız sohbetler. Tabii yani turizm hep deriz ya bizde öncü sektördür.
Turizm öncü sektördür.
(5:00 - 5:32)
Ünal abi de turizmin öncülerinin başında gelenlerdendir aslında ve bu memlekette turizmin
öncü sektör olduğu fikrinin artık herkesçe kabul edilebilir bir şey olmasının arkasında Ünal
abinin emeği ve beyni vardır. Bu çok önemlidir diye düşünüyorum. Yani zaten onun bıraktığı
esere baktığınız zaman hiçbir zaman şeyden kopmadı Ünal abi yani böyle bir dünyaya
bakayım da dünyada ne var da ben de tıp atıp aynısını yapayım üzerinden yürümedi.
(5:32 - 6:09)
Dünyayı hep takip etti ama dünyayı nasıl yerel ile buluştururum biz farkı nerede yaratırız
merakı ve arayışı hep onda oldu. Zaten bıraktığı esere baktığımız zaman da aslında tam da
böyle evrensel olanla yerel olanı bir şekilde bir böyle harmanlayan bir emek olduğu ortada
herkesin mali oldu. Tabii ki her girişimci gibi o da para kazanmak istedi bir gelir elde etmek
istedi ama hiçbir zaman girişimciliği şeyden kopmadı memleket sevdasından kopmadı.
(6:09 - 6:47)
Hep böyle memleket için daha iyi ne yapabiliriz daha fazla nasıl istihdam yaratabiliriz bu
memleketi dünyaya bu halkı dünyaya nasıl daha fazla tanıtabiliriz sanırım bir numaralı
motivasyonu hep bunlar oldu diğerinden fazla. Bir kere girişimci olarak son derece cesur bir
girişimci yani cesaretle ortaya atılan risk almaktan çekinmeyen ama maceracı da olmayan.
Yani karar verene kadar da epeyce bir zihinsel mesai yaptığını ben biliyorum sadece kendi
zihin içinde değil güvendiği insanlarla sohbet etmek babında da.
(6:47 - 7:20)
Ama kararını verdikten sonra riskten çekinmeyen cesareti tam olan yeni şeylerin peşinde
koşan evrensel ile yereli birleştirmeye çalışan yapılmamış olanı yapmak üzerinden aslında
vizyonunu belirleyen bir girişimci. Karar verme süreci Ünal abinin hiçbir zaman öyle beş
dakikada olmadı. O çok ciddi bir zihinsel mesai harcardı karar vermeden önce ama kararı
verdikten sonra da son derece kararlı ve cesur adımlarla yürürdü.
(7:21 - 7:41)
Bu önemlidir diye düşünüyorum çünkü risk almak tabii ki girişimcilikte en önemli
faktörlerden biridir ama riski iyi hesaplamak gerekir. Yani maceracılıkla cesaret arasında
bence bir mesafe vardır. Ünal abi de aslında o mesafeyi kendi hayatıyla gösteren insanlardan
biriydi.
(7:42 - 8:22)
Yurt sevdası, yurtseverliğinin kimsenin kuşku duymayacağı bir kişiydi Ünal abi. En çok
etkileyen hep demin söylediğimdir. Yani rahatsızlığının kendisini en fazla yorduğu
dönemlerde dahi sırf geçmiş olsun demek için gittiğimizi bilmesine rağmen ve üç dakika
kalacağız, beş dakika kalacağız, seni rahatsız etmeyeceğiz Ünal abi dememize rağmen gittik
mi bırakmayan, hiçbir şekilde rahatsızlığını konuşmaya odaklanmayan ve sürekli son dakikaya
kadar daha fazla ne yapabiliriz, daha iyi ne yapabiliriz, bu memleket için neyi konuşabiliriz?
Sürekli oralara odaklanan bir kişilik Ünal abi.
(8:23 - 8:30)
Şimdi ona seslenecek olsam da iyi ki yaşadın ve iyi ki bu yurdu bu kadar çok sevdi Ünal abi
demek isterdim.