(0:10 - 0:19)
Günal Bey'i 1972'de tanıdım. Lefkoşa Limasol'da bir konuşma yaptılardı. Özel tahsiller vardı.
(0:19 - 0:29)
Günay Şerkezler vardı. 1975'ten sonraki biz buraya geldik. Günal Bey'le 76'tan burası
tamamen bir sağlam bağlantı kurduk.
(0:29 - 0:40)
Ve son ben okulda çalışırdım. Giderdim arabayla ve bize süt verirdi, pastörize sütleri. Ve
okulda bütün çocuklara dağıtırdık.
(0:41 - 0:50)
Sonradan ben muhtar oldum. Günal Bey de ilçe başkanı oldu. Beni de hep ilçe delegesi
olarak getirirdi.
(0:51 - 1:03)
Ve en güvendiği kişi de ben idim. Bütün bilgileri, bütün sırları benden alırdı. Ve bir şey
olduğunda köyde ben ona haber verirdim.
(1:03 - 1:12)
Ya bir şey duyduğunda ona haber verirdim. Bir gece bir arkadaş vardı. Veteriner dairesinde
memurudu.
(1:12 - 1:18)
Bunu verdiler Lefkoşa'ya. Geldi bana dedi, gideceğim istifadeyim. Beni verdiler Lefkoşa'ya.
(1:18 - 1:29)
Yok dedim, gitmeyeceksin Lefkoşa'ya. Aldım yeni bütün gece, indi Kakapuka'ya rahmetliğin
yanına. Dedi yine bak oğlum sen bu andan itibaren yerinde devam edeceksin.
(1:29 - 1:37)
Seni kimse bu görevden alamaz. Beni arardı ve sorardı bana. Deyince yine hemen imkan
yaratırdı.
(1:37 - 1:44)
Her aileden bir kişi alırdı işe. Çiçeğli kol batsın. Bu kadar bir dürüstüydü.
(1:44 - 1:58)
Beni Dervişer oğlu başbakanı bana davetiye yollardı. Başbakan bu akşam bize gelecek iftar
yemeğine. Senin de gelmeni rica ederim.
(1:58 - 2:08)
Arardı beni. Bana ilçeden gayet yollardı. Çalışmalarından dolayı teşekkür ederim.
(2:09 - 2:23)
Ve her şeyini bana güvenerek, bana itimat ederek şey ederdi. Ünal Bey hakikatten orta halde
bir aile çocuğuydu. Buraya geldiğinde turizm işine başladı.
(2:24 - 2:31)
Rahmetlik babası vardı Hüseyin Dayı. Onu da nur içinde yatsın canları. İkisinin de gerek
babasının gerek Ünal Bey'inin.
(2:31 - 2:37)
Yattığı toprak nur, mekanları cennet olsun. Tanırdı beni. Sarayı derdi bak.
(2:37 - 2:43)
Tut oğlum sen Ünal'ı derdi bak. Vazgeçsin bu turizmden. O da battı, bizi de battırdı.
(2:44 - 2:50)
Ve Hüseyin Dayı senin oğlundur da sen köylemen. Beni kapıştırasın beni. Yok senin
ahbabındır der.
(2:50 - 2:57)
Söyle de sana kızmaz. En net 5-10 defa söyledi bana. Dedi merhaba bak burası Hüseyin Dayı.
(2:57 - 3:04)
Söyleyeceğim. Kızdığında ben diyeceğim ki sen söyledin bana. Söyle dedi bana.
(3:05 - 3:11)
Rahmetliye dedim. Ünal Bey vazgeç bu turizmden. Görün ki şans gülmez sana.
(3:12 - 3:18)
Sarayı dedi bana. Ben yol haritamı gizdim turizme. Ya kakacağım ya silineceğim dedi bana.
(3:19 - 3:26)
Allah nasip etti. Çocuklar büyüdü. Biz arkadaş olduğumuz zaman İçim Hanım ile Dima Bey
öyle küçük çocuğu oldular.
(3:27 - 3:35)
Akapulco'da tam o biş var var aşağıda. Orada bir berip torucu vardı, kola satanlardı. Ve
tepede bir restoran vardı.
(3:36 - 3:42)
Hiç başka bir şey yoktu. Öyle art tepelik, artlıydı onlar. Hep Ünal Bey yaptı bunları.
(3:42 - 3:50)
Ünal Bey'in her şeyi dört dörtlüydü. Her şeyi dört dörtlüydü. Halktan yana biriydi.
(3:50 - 4:00)
Mesela bizim köy okulu vardı. O zaman Ünal Bey'de yeni başladı işlerini toparlasın. Ünal Bey
isterler okula biraz para yardım.
(4:00 - 4:05)
Yolla saraya gelsinler. Elinden geldiği kadar yardım yapardı. Yardım severdi.
(4:06 - 4:14)
Çok yardım severdi. Bir gün aradı beni. Saraya dedi ki, isterim otelin üstünden bir kuyu
atayım.
(4:15 - 4:20)
Ve çim sağa vuracağım. Götürdüm adamı. İki üç yerde tespit ettik.
(4:21 - 4:28)
Ünal Bey'i bulduk. Suya bak arkasına konu geldi. Ne yapacağız? Saraya kaçak enerji
istasyonundayız dedi.
(4:28 - 4:32)
Vurun. İnanmayacaksın. Vurdular bir şeyi daha.
(4:32 - 4:36)
İki üç araya daha. Bir gürültü çıktı. Bir patlama patladı.
(4:37 - 4:42)
Başladı o sular kaynasın yukarı. Bayram etti. Dedim hadi Ünal Bey.
(4:42 - 4:46)
Ben gidiyorum köye. Yok Saraya dedi bana. Götüreceğim adamları yedireceksin yemek.
(4:47 - 4:55)
Ona göre yollayacaksın dedi bana. Yani Ünal Bey haddi hesabı yok. Ne kadar yeme verdi
partide insanlara.
(4:55 - 5:05)
Bir şey olduğunda seferber olurdu. Bir gün, gel dedi bana Saraya'ya da gidip eğitim
bakanlığına. Kaçta geleyim Ünal Bey dedi bana.
(5:05 - 5:12)
Yedide gel dedi bana. Ben de kalktım da dedim rahmetliye. Ünal Bey yedide sen hazırlanın
dedim.
(5:12 - 5:17)
Saraya dedi bana. Ben beşten ayaktayım. Kalkmazsam işlerimi kim yapacak dedi bana.
(5:18 - 5:29)
İşine o kadar bir sadıydı. Saat yedi buçuk dedi otururdu otelde. Ve karşıdan gelen bütün
işçileri temkisi ad isimlerini tanırdı.
(5:29 - 5:44)
Kimin nerede çalıştığını bilirdi. Toplumda Kıbrıs içinde bir numaralı iş adamı bir sürü insanın
orada ekmek yiyip barındığını her zaman söylenen bir şey bıraktı. O halkına sevdi.
(5:44 - 5:50)
Halkına sahip çıktı. Halkına her yönden yardımcı oldu. Çok güzel bir miras baktı.
(5:51 - 6:05)
Onlar da can yürekli işler. Hiçbir zaman diğerleri gibi demedi ki ben buydum. Her zaman
gurur duyarak nasıl atıldı hayata dürüstlüğü ona Allah tarafından yardım oldu.
(6:06 - 6:16)
O dürüstlüğü doğruluğu onu bu hallere getirdi. Ama keşke Allah ömür verseydi beş on sene
daha işlerdi. Ben her tarafı gezerim.
(6:17 - 6:30)
Gençler, yaşlılar, kadınlar keşke böyle iş adamımız beş tane daha olsaydı Kıbrıs'ta derlerdi.
Keşke. Yani Ünal Bey'in asla vasta unutulmayacak anıları vardır.
(6:30 - 6:37)
Yaptığı yardımlardan, kurduğu işlerden kaç iş ekmek yer orada. Benim de. Çocuklarım orada
çalıştı.
(6:38 - 6:55)
Eğer beni bakırsalar derdi, kaçarlar başka şirketlere üzülürüm derdi. Devlet işi bulursa ve
devamlı bir işe girerlerse banka gibi falan sevinirim derdi. Bu defa benim oğlan vardı.
(6:55 - 7:04)
Rahmetlendi öğretmen. 58 yaşında. Her gün gazeteleri açar görürdü.
(7:04 - 7:34)
Ben telefon da açmadım yine. Görünce ki Hüseyin Ergürer öldü. Ani kaptı sekiz tane müdürü.
Geldi cenazeye. Bekledi, cenaze namazını kıldı. Bir ara fırsat buldu, çağırdı basa dahi.
Çocukları varsa ayıp değil, gelsinler işlesinler, boşta kalmasınlar. İş bulduklarında giderler
dedi, sevinirim. Hani çok çok anılarımız vardır.
(7:34 - 7:43)
Hayatta, hayatta çok iş adamları tanıdım ben. Ama bunun gibi ki ismi hiç sönmedi. Hep anılır.
(7:44 - 8:01)
Hep anılır insanların içinde. İnsan görmedim ben böyle iş adamı.