Bu röportajda, Acapulco Otel Müdürü Özer Özbilen, Ünal Çağıner’le 1987 yılında başlayan tanışıklığını ve 1996’dan bu yana aynı çatı altında süren çalışma yolculuğunu içten bir dille anlatıyor.
Rehberlik yaptığı yıllarda başlayan bu temas, zamanla bir meslek ilişkisinden çok daha fazlasına dönüşüyor. Özbilen’in anlatımında Ünal Çağıner; yarınları değil, yarınlardan sonrasını görebilen bir turizmci, risk almaktan çekinmeyen bir yatırımcı ve çalışkanlığıyla ekibine örnek olan bir lider olarak öne çıkıyor.
Acapulco’nun 50 bungalovla başlayan hikâyesi, bugün yüzlerce odalı dev bir tesise dönüşmüş durumda. Futbol sahasından kongre turizmine, sağlık turizminden sürekli yenilenen altyapıya kadar atılan her adımda Ünal Çağıner’in “durmadan büyüme” anlayışı hissediliyor. Kazandığını yeniden yatırıma dönüştüren bu vizyon, tesisi yalnızca bir otel değil; yaşayan bir sistem hâline getiriyor.
Özer Özbilen’in anlatımında en güçlü izlerden biri de Ünal Çağıner’in sahadaki varlığı. Ofiste oturan bir yönetici değil; lobide, sahada, misafirin yanında, çalışanıyla birebir temas hâlinde olan bir lider portresi çiziliyor. Her sabah toplantı isteyen, akşam rapor alan, gün içinde tesisi birkaç kez dolaşan ve her detayı yakından takip eden bir disiplin anlayışı…
Kıbrıs’a olan sevgisi ise bu hikâyenin merkezinde yer alıyor. Ünal Çağıner için Acapulco yalnızca bir yatırım değil; memlekete duyulan inancın somut karşılığıydı. “Burası bizim evimiz” diyerek tüm yatırımlarını bu topraklara yapması, onun ülkesine bağlılığının en güçlü göstergesi olarak anlatılıyor.
Bugün Acapulco büyümeye ve yenilenmeye devam ederken, karar anlarında hâlâ aynı soru soruluyor:“Ünal Bey olsaydı ne yapardı?”
Bu röportaj, Ünal Çağıner’i yalnızca bir iş insanı olarak değil; öngörüsü, çalışma disiplini ve memleket sevgisiyle turizme yön veren bir lider olarak hatırlatıyor. Onun mirası, büyüyen yapılarda değil; kurduğu sistemde, yetiştirdiği insanlarda ve devam eden üretim anlayışında yaşamaya devam ediyor.
(0:00 - 0:20)
Ünal Bey'le bundan yıllar önce, 87 yıllarında ilk tanışıklığımız oldu. Ben Kıbrıs'ta turizme
başlayınca, tabii Ünal Bey'de adanın doğa yerlerinden olduğundan dolayı bir tanışıklığımız
söz konusu oldu. Rehberlik yapıyordum o zamanlar ben.
(0:20 - 0:29)
Acapulco’da misafirlerimiz vardı. Sık sık gidip geliyorduk. Bu gidiş geliş esnasında kendisiyle
tanışma fırsatım oldu.
(0:30 - 0:43)
İlk 1987 yılında. Biz tabii yıllar geçtikçe Acapulcoya, o zaman çalıştığım şirketlerde turistleri
getirip götürmeye başladık. Onlarla, tesisle ilgilenmeye başladık.
(0:43 - 0:57)
Ünal Bey'de de böyle bir tanışıklığımız oldu. Daha sonra 90'lı yıllara geldiğimizde kendisi bana
Acapulcoya için çalışıp çalışmayacağımı sordu. Ben de seve seve teklifini kabul ettim.
(0:57 - 1:14)
1996 yılında da Acapulco'da ilk olarak rehberlik yapmak üzere çalışmaya başladım. Ünal Bey,
her zaman söylüyoruz birincisi çok öngörüleri yüksek bir iş adamıydı. Bir turizmciydi.
(1:15 - 1:36)
Yarınları değil yarınlardan sonrasını da görebiliyordu. Ve öngörülerinde de genelde haklı
çıkıyordu. Kendisinin çizmiş olduğu yolda bizler yıllar yılı turizme gönül vermiş kişiler olarak
Acapulco'da çalışmaya başladık.
(1:37 - 1:47)
Çok yol gösterdi bize. Bize eğitti. Hiç üşenmeden bizlere her zaman telkinlerde bulunuyordu.
(1:48 - 2:01)
Yol gösteriyordu ve biz de onun liderliğinde çalışma hayatımıza devam ediyorduk. Çok
çalışkandı. Bende de onun zamanına kalmış olan çalışkanlık devam ediyor.
(2:02 - 2:14)
Biz otelden kaçta çıkarsak çıkalım işimiz de kaçta biterse bitsin. Bu bazen gece yıllarını bulur.
Ertesi sabah sekiz buçukta iş başımızı yaparız.
(2:15 - 2:20)
Çok fazla tavizler verdi. Acapulco'da yaşıyordu. Acapulco ile birlikte yatıyor.
(2:20 - 2:28)
Acapulco ile birlikte uyanıyordu. Dolayısıyla sosyal hayatı da Acapulco'nun içinde olmuştur.
Aslında sosyal bir insandı.
(2:28 - 2:37)
Ünal Bey mülkiyelidir. Arkadaşlarıyla sık sık buluşurdu. Davet ederdi.
Arkadaşları gelirdi. Türkiye'den de gelirdi. 60 kuşağıydı tabii ki.
(2:38 - 2:48)
Ve burada arkadaşlarıyla toplantılar yapardı. Görüş alışverişlerinde bulunurdu. Siyasi olarak o
zamanki güncel konular hakkında konuşurlardı.
(2:48 - 2:58)
Ekonomi hakkında konuşurlardı. Ve her gün mesela öğlen yemeklerinde kesinlikle karşısında
birisi otururdu. Ama hayatı Acapulco içindeydi.
(2:58 - 3:12)
Acapulco dışında pek fazla adanın genelinde gitme şansı olmazdı. Ancak akşamları saat dört
buçuk beş civarı Acapulco dışında gezilerimiz olurdu. Kıbrıs'ı çok severdi.
(3:12 - 3:19)
Dağ tepe dolaşırdık. Etrafı çok çok iyi bilirdi. Ama dönüşte yine tabii ki Acapulco'ya geri
gelirdik.
(3:19 - 3:25)
Risk almasını tabii ki severdi. Zaten risk almasa bugünleri göremezdik. Risklerini alıyordu.
(3:25 - 3:34)
Bazen olumlu sonuçluyordu. Bazen olumsuz sonuçlanıyordu. Ama olumsuz sonuçlandığı
zaman da bu işte yanlış yaptık derdi.
(3:34 - 3:40)
Ama önümüze bakacağız. Hiçbir zaman geçmişi düşünmeyeceğiz derdi. Ve çalışmaya devam
ederdi.
(3:40 - 3:50)
Çalışanların sorunlarıyla da birebir ilgilenirdi. Her gün kesinlikle sabahları toplantıya çağırırdı.
Gün içinde neler yapılacak bilmek isterdi.
(3:50 - 4:03)
Akşam yüzleri de günün raporunu tüm çalışanlarından alırdı. Tabii ben 1996 yılında bu
bünyeye katıldım. Ama Acapulco 1981 yılında kurulmuş olan bir tesistir.
(4:04 - 4:18)
Ünal Bey burada 50 tane bungalovla Acapulco'nun kapılarını açmıştır. Ve günümüzde 826
odayla adanın en büyük tesislerinden bir tanesiyiz. Ünal Bey çok yatırımcı bir iş adamıydı.
(4:18 - 4:27)
Kazandığını tekrar bu tesise yatırdı. Biz bir taraftan tesisi büyüttük. Yeni departmanlar açtık.
(4:27 - 4:41)
Mesela şu anda adada futbol sahasına sahip tek tesis biziz. Keza adada ilk kongre turizmini
başlatan tesis biziz. İlk sağlık turizmini başlatan tesis biziz.
(4:41 - 4:50)
Ve yatırımlarımızla da devam ediyoruz. Ünal Bey hayattayken de bunu böyleydi. Ünal Bey
kaybettikten sonra da bu yatırımlara devam ediyoruz.
(4:50 - 5:01)
Bu yatırımları da yaparken yenileme de yapıyoruz. 1981 yılında kurulmuş olmamıza rağmen
neredeyse adanın en yeni otellerinden bir tanesiyiz. Ünal Bey Kıbrıs sevdalısıydı.
(5:02 - 5:09)
Ünal Bey Kıbrıs'ın da geleceğini turizmde görüyordu. Burası bir ada ülkesidir. Ticaret çok fazla
yoktur.
(5:10 - 5:19)
Dolayısıyla adanın geleceği turizmdedir. Ünal Bey de bunu görüyordu. Ve yapmış olduğu
yatırımlarla da turizmi büyütüyordu.
(5:19 - 5:32)
Bugün Acapulco dediğimiz tesiste aynı anda 2500 kişi konaklama yapabilir. Kahvaltısını, öğlen
yemeğini alabilir. Bir nevi kasaba gibi bir hayat sürdürüyoruz biz bu tesis için.
(5:32 - 5:48)
Ve bu organizasyonun da büyüklüğü zaten aynı anda bu kadar kimsenin burada
konaklamasından da ortaya çıkmaktadır. Tabii ki kendisi hiçbir zaman ofiste bulunmamıştır.
Hatta şöyle bir anım da var kendisiyle.
(5:48 - 5:59)
Bizim eskiden ofislerimiz vardı otele girişte sol tarafta. Bir gün geldiğimde ofislerin üzerine bir
iş makinesi gördüm. Ünal Bey'in yanına gittim.
(5:59 - 6:09)
Burada dedim bizim ofislerin üzerine bir iş makinesi var dedim. Evet dedi tesis büyüyor dedi.
Artık dedi daha fazla otoparka ihtiyacımız var dedi.
(6:09 - 6:22)
Ve buraya bir tane otopark yapmayı düşürdüm dedi. O bakımdan dedi ofislerin yıkılması
gerekiyor. Dedik bizim orada ofislerimiz var nasıl olacak? O da lobide bir masada otururdu
her zaman.
(6:23 - 6:28)
Görüşmelerini de orada yapardı. Biz dedi turizmciyiz dedi. Bizim dedi ofise ihtiyacımız yok ki
oğlum dedi.
(6:28 - 6:33)
Ben dedi bu masada oturuyorum dedi. Sen dedi yan masada oturursun dedi. Al sana dedi
ofis dedi.
(6:33 - 6:40)
Bizim dedi ofiste mi ihtiyacımız var dedi. Gerçekten de bizim ofise ihtiyacımız yok. Ofis
Acapulco'nun tamamı.
(6:41 - 6:52)
Ünal Bey içinde ofis Acapulco'nun tamamıydı. Bütün tesisi günde 2-3 defa dolaşırdı. Nerede
ne var bir aksaklık varsa hemen yanındaki kişilerle ilgili departmanlara bilgi verirdi.
(6:52 - 6:58)
Ve birebir tesis her zaman yaşardı. Misafirlerle birebir konuşurdu. Hepsini tek tek tanırdı.
(6:58 - 7:09)
İsimleriyle hitap etmesini çok severdi. Hatta her zaman oturduğu kişiye ilk önce sen nerelisin
diye sorardı. Ve ondan sonra hikayelerini kendi hayat hikayesini anlatmaya başlardı.
(7:09 - 7:23)
Birazcık onlar kökü olarak zaten zamanında Konya'dan buraya gelmiş olan bir aileydi. Ve
geçmişini gelen misafirlerle yad ederek devamlı konuşurdu. Ünal Bey Kıbrıs aşığı bir
yatırımcıydı.
(7:23 - 7:34)
Ve yatırımlarını her zaman Kıbrıs'a yapıyordu. Burası bizim diyordu. Evimiz, yurdumuz.
Bir yere gidecek değiliz. Dolayısıyla da bütün yatırımlarını Adana yapardı. Keşke yaşasaydı.
(7:35 - 7:48)
En azından bizlere yol göstermeye devam ederdi. Acapulco'nun şu anki gelmiş olduğu
pozisyondan çok mutluluk duyardı. Çünkü kendisi aramızdan ayrıldıktan sonra da yatırımlara
devam ediyoruz.
(7:49 - 7:56)
Acapulco'yu yenilemeye devam ediyoruz. Bundan çok büyük mutluluk duyardı. Kıbrıs
turizmiyle geldiği noktada üzülürdü.
(7:56 - 8:15)
Çünkü Kıbrıs'ta çok zor bir turizm yapıyoruz biz. Burası ambargolar altında olan bir ülke
olduğundan dolayı, tanıtım eksikliğinden dolayı, uçak ve deniz yola haricinde ulaşım
olmadığından dolayı turizm getirmekte gerçekten zorlanıyoruz. Ve önümüzü de çok fazla
göremiyoruz.
(8:15 - 8:37)
Çünkü seyahatli konjonktür maalesef çok stabil değil. Dolayısıyla da onun öngörülerine her
zaman ihtiyacımız vardır. Hatta birçok konuda ben kendisinin yanında uzun yıllar
çalıştığımdan dolayı bir karar vereceğimiz zaman, acaba Ünal Bey olsa nasıl düşünürdü, ne
karar verirdi diye düşünerek karar veriyoruz.
(8:38 - 8:49)
Şu anda karşımda olsaydı, herhalde elini öperdim. Sorular sorardık. Sorular sorardık.
(8:49 - 9:00)
Ona zaten biz her gün bilgi verirdik. Tesisin doluluklarıyla, günlük satışlarımızla ilgili. Mutlu
olurdu, sevinirdi ama hiçbir zaman durmazdı, devam ederdi.
(9:00 - 9:08)
Şu anda biz Acapulco’yu büyütüyoruz. 826 odaya çıktık. Ünal Bey olsaydı bu oda sayısını
1000 odaya çıkartmak isterdi.
(9:08 - 9:14)
Bir taraftan da yenilikleriyle devam etmek isterdi. O hiçbir zaman durmazdı. Zaten dursa bu
noktalara gelmezdik.