Bu röportajda Ünal Çağıner, Acapulco’nun kuruluşundan itibaren uzun yıllar orada görev yapmış bir çalışan olan İlge Oral’ın tanıklığıyla anlatılıyor. Anlatı, bir turizm tesisinin nasıl bir emek ve disiplin kültürüyle ayakta tutulduğunu ve bu kültürün arkasındaki liderlik anlayışını görünür kılıyor.
İlge Oral, Ünal Çağıner’i her ayrıntıya hâkim, işin hiçbir noktasını uzaktan izlemeyen bir yönetici olarak hatırlıyor ve şöyle anlatıyor: “Sahada olan, yapılan işi yerinde denetleyen ve sorumluluğu başkasına devretmeden takip eden bir duruşu vardı.” Ona göre Ünal Çağıner, işi masadan değil, işin içinden yöneten biriydi.
Röportaj boyunca çalışanlarla kurulan ilişkinin doğası da öne çıkıyor. Ünal Çağıner’in çalışanlarıyla arasına bilinçli bir mesafe koyduğu, ancak bu mesafenin korkuya değil, iş ciddiyetine dayandığı vurgulanıyor. İlge Oral, bu duruşun zamanla bir baskı değil, güven duygusu yarattığını ifade ediyor. Güven, onun yönetiminde yüksek sesle değil; tutarlılıkla ve süreklilikle inşa ediliyordu.
Anlatıda Acapulco, yalnızca bir iş yeri olarak değil; meslek bilincinin, sorumluluğun ve çalışma ahlakının öğrenildiği bir okul olarak tanımlanıyor. Ünal Çağıner’in net kuralları ve beklentileri, rastlantılara yer bırakmayan bir düzen yaratmıştı. Emek verenin görüldüğü, işini ciddiye almayanın ise fark edildiği bir sistem vardı.
Bu röportaj, Ünal Çağıner’i yalnızca bir yatırımcı olarak değil; kurduğu düzen, bıraktığı disiplin ve hâlâ yaşayan çalışma kültürüyle hatırlanan bir lider olarak ele alıyor.
(0:00 - 0:15)
ilge Oral, Kıbrıslıyım aslında ben. Bir Nisan 2000'de ben işbaşı yaptım. Ünal Bey beni
muhasebeye almıştı.
(0:16 - 0:37)
Sonra biraz sohbet ettikten sonra işte, babam benim hayvanlarımız vardır, çoban kızıyım, köy
kızıyım diye beni kat hizmetlerine şef olarak çalıştırmak istedi. İlk başladığım zaman bu işi hiç
bilmiyordum. Turizm nedir bilmiyordum.
(0:38 - 0:48)
Gördüm, sevdim temizlik işi işte. HK şefliği. Ve o kadar iyi anlattı ki bana bu tarafını.
(0:49 - 0:58)
Ben bu işi çok benimsedim ve 25 yılımı ben bitirdim. Acapulco'da. Burası benim bir evim
oldu.
(0:59 - 1:10)
Burada eşimle burada tanıştım, burada evlendim. Düğünümüzü bize burada yaptı. Bundan
sonra işte her zaman benimle konuşuyordu.
(1:10 - 1:24)
Bak İlge, şöyle yapacaksın, bu şekilde de yapacaksın. İnsanları daha iyi tanıyacaksın. Her
zaman bana bir örnek, bir baba, bir patron oldu işte.
(1:24 - 1:36)
Bunun için bilmiyorum işte. Burasını çok sahiplendim. Başka bir yerde başka bir iş asla hiçbir
zaman düşünmedim.
(1:37 - 1:47)
Memurluk hiçbir zaman ben düşünmedim. Ve hiçbir zaman sınavlara bile katılmadım işte.
Çünkü o kadar bir sevdirdi ki bize, rahmetli ki işte.
(1:48 - 2:01)
Şimdi bilem ki bir yoktur. Onun gösterdikleri, mesela balkondaki ışığın yanması beni
rahatsızlık verir işte. Ünal Bey bana her zaman şey söylerdi.
(2:01 - 2:24)
İlge, sizin gibi personellerle çalıştığım için ben çok şanslıyım. Çünkü her zaman beni
dinlediniz, benim söylediklerimi yaptınız. Biz de rahmetli ki Ünal Bey'i bir baba, bir amca, bir
patron her şey olarak gördük.
(2:25 - 2:42)
Doğumumuzu paylaştık, üzüntümüzü paylaştık. Her zaman her konuda ne sıkıntımız varsaydı
gidip kapısını çalıp istediğimiz zaman söyleyebildik. Bize her zaman bir örnek oldu.
(2:44 - 2:49)
Bir yol gösterdi. Çok insan sarrafıydı. Çok insan sarrafıydı.
(2:49 - 3:09)
İnsanlara baktığı zaman o personelin çalışıp çalışmayacağını, o personelin işte nasıl bir tesise
bağlanacağını çok iyi anlardı. Ne istersen yap. Yalan konuşmadığın zaman, yalana karşı
rahmetli çok hassastı.
(3:09 - 3:23)
Yalan ve dürüstlük isterdi. Suç bile mi yapsan, gidip ben bu suçu, hatayı yaptım dersin. O seni
çok iyi anlardı.
(3:24 - 3:40)
Her gün sabah sabah kalkardı, sürekli gezerdi. Sürekli gezerdi, bize bir eksiğimiz var mı
sorardı. Bir deste ihtiyacımız var mı sorardı.
(3:40 - 4:08)
Gittiğimiz zaman yanında, o dakikada o ihtiyacımızı ve sorunumuzu çözerdi. Bize her zaman
müşteriyle bir bir konuşun, bir bir ilgilenin, mütevazı olun derdi. Bir bir müşterinin
ihtiyaçlarını karşılayamadığınız konulara bana da gelin.
(4:08 - 4:31)
Benden destek alın, her şekilde bana da yardımcı olurum derdi. Saat kaç isterse olsun, saat
sınırı hiçbir zaman rahmetli yoktu. Ünal Bey'i farklı kılan bana göre inanılmaz bir zekası vardı
ve hissi vardı.
(4:32 - 4:58)
Çok hisli, çok zeki, insanları gördüğü zaman ne olduğunu çok iyi hissedip anlayan bir insandı.
Bize her zaman derdi ki yoğun zamanlarda, bugün çocuklar çok yoğunsunuz, çok fazla iş
vardır. Ama birkaç gün sonra veya birkaç hafta sonra işte dinlenirsiniz.
(4:58 - 5:24)
Turizm bu şekildir, özellikle de bayramlarda biz çalıştığımız zamanlarda. Çocuklar işte
bayramlarda çalışırsınız fakat ben de sizin bir ailenizim, yakınınızım derdi işte. Bayram iyi olan
için her gün bayramdır derdi işte, bir gün bayram değil derdi işte.
(5:24 - 5:57)
Unutamadığım anı son zamanlarda, rahatsızlık zamanlarında bana söylediği, Dilge ben derdi
sizinle çalışmaktan her zaman gurur duydum. Senin gibi bir insan sanılan, senin gibi ailesi
düzgün bir insan olan çalışmaktan ben her zaman gurur duydum. Ve bu benim içimi, bu
benim vicdanımı, bu benim ruhumu çok hoşladı işte.
(5:58 - 6:29)
Yani bana verdiği bu değeri son rahatsızlık zamanlarında bana bunu hissettirmesi beni her
zaman çok onur verdi. Onun bir yanına gittiğimiz zaman gözümüzün içine bakarak da ne
istediğimizi çok iyi anlaması, çok iyi anlardı. Yani sevincimizi paylaşacağımız zaman çok iyi
anlardı, üzüntümüzü paylaşacağımız zaman çok iyi anlardı.
(6:32 - 6:56)
Çok iyi bir patronluğum, onun gibi bir patronla çalıştığım için her zaman gurur duydum. Her
zaman söylediğim zaman ben Acapulco'da çalışıyorum, her zaman için Ünal Bey gibi bir
patronum olduğu için her zaman gurur duydum. Her zaman.
(6:58 - 7:22)
Gençlere her zaman destek çıkan, her zaman okumaları için elinden geleni yapan bir
patronudu. Gençlere o kadar bir Kıbrıs'ımızı anlatan, Kıbrıs'ımızı sevdirmeye çalışan bir
patrondu. Bir babaydı, bir amcaydı.
(7:23 - 7:47)
Kıbrıs sevdalısı bir patrondu. Şey derdi rahmetlik bana, sen hep derdi, köydü kızısın derdi, işte
köydü kızısın derdi, işte yaparsın derdi, edersin derdi, dürüstsün derdi. İşte her zaman yani
şey, her konuda teşvik ederdi rahmetlik.
(7:48 - 7:49)
Her konuda.