Bu röportajda Ünal Çağıner’i çocukluk yıllarından beri tanıyan ve onunla 25 yıl boyunca birebir çalışma fırsatı bulan İbrahim Baştuğ, Acapulco’nun gelişim sürecini ve Çağıner’in çalışma disiplinini içten bir dille aktarıyor. Dimağ Çağıner ile aynı sırayı paylaşarak büyümüş biri olarak kendisini “Acapulco çocuğu” diye tanımlayan Baştuğ, Ünal Çağıner’le ilk gerçek tanışmasının iş görüşmesi sırasında olduğunu söylüyor. İlk bakışta güçlü bir patron izlenimi edinse de zamanla bu görüntünün ardında cesaret, öngörü, kararlılık ve olağanüstü bir çalışma azmi taşıyan bir lider olduğunu fark ettiğini anlatıyor.
Ünal Çağıner’in en belirgin özelliklerinden biri, gerektiğinde büyük risk almaktan çekinmemesiydi. Acapulco’nun zor koşullarda inşasına başlamak onun için sadece bir yatırım değil; ülkesine olan inancının ve ileri görüşlülüğünün bir göstergesiydi. Bu yaklaşım, Acapulco’yu yalnızca bir otel olmaktan çıkarıp üretimden lojistiğe, deniz taşımacılığından çiftlik ve mandıra yatırımlarına uzanan geniş bir yapıya dönüştürdü.
Röportajın en dikkat çeken bölümlerinden biri Akgünler Denizcilik’in doğuş hikâyesi. Başlangıçta bir havacılık şirketi kurulması hedeflenmiş, ofisler hazırlanmış, kiralanacak uçak dahi belirlenmişti. Ancak proje hayata geçmeyince bu plan yeni bir yola dönüştü ve Akgünler Denizcilik ortaya çıktı. Bugün şirket hem Kıbrıs’ta hem Türkiye’nin güney sahillerinde önemli bir taşımacılık markası hâline gelmiş durumda.
Ünal Çağıner’in iş felsefesinin merkezinde “zincirin tüm halkalarını tamamlamak” düşüncesi yer alıyordu. Otelin ardından çiftliklerin kurulması, üretim zincirinin genişletilmesi, ulaşım yatırımlarının yapılması hep bu stratejinin bir parçasıydı. İbrahim Baştuğ, İçim Çağıner Kavuklu ve Dimağ Çağıner’in babalarının bu vizyonunu aynı kararlılıkla sürdürdüğünü özellikle vurguluyor.
Çağıner’in personeline yaklaşımı ise onun liderlik tarzının en özel yönlerinden biri. Hiçbir zaman gösterişli bir patron edasıyla dolaşmaz; çalışanlarına babacan, mütevazı ve motive edici bir tavırla yaklaşırdı. Zor durumlarda çözümü birlikte arar, çalışanlarını güçlendiren bir iletişim kurardı. Baştuğ’un aktardığı ajente krizi hikâyesi, Ünal Çağıner’in her koşulda personelinin arkasında durduğunu gösteren güçlü bir örnek.
Baştuğ, 25 yıllık çalışma hayatında ondan aldığı ilhamı bugün hâlâ işine yansıttığını söylüyor ve duygusal bir cümleyle röportajı noktalıyor: “Özledim.”
Bu röportaj, Ünal Çağıner’in mütevazı kişiliğini, risk alabilen vizyonunu, çalışma disiplinini ve memleket sevgisini yakından tanıyan bir çalışanının gözünden samimi bir portre sunuyor.