Bu röportajda Kıbrıs turizminin bilinen isimlerinden Hasan Karlıtaş, meslek hayatında iz bırakan Ünal Çağıner’le geçirdiği yılları içten, duygulu ve samimi bir dille anlatıyor. Karlıtaş, henüz 24 yaşındayken tanıştığı Ünal Bey’i “bir okul”, “bir rehber”, “bir vizyon” olarak tanımlıyor. Onun yanında geçen üç yılı, mesleki gelişiminin en güçlü temelleri olarak görüyor.
Ünal Çağıner’in yıllar önce Evdim’de başlayan tatil köyü hayalinin Çatalköy’de Acapulco’nun kuruluşuna nasıl dönüştüğü; birkaç bungalovdan binlerce yataklı bir tesise uzanan büyümenin arkasındaki inanç, emek ve cesaret bu anlatıda canlanıyor. Karlıtaş, Ünal Bey’in işine olan bağlılığını, inşaattan personele kadar her detaya hâkim oluşunu, günün herhangi bir saatinde bilgi almak için telefon başına geçmesini, sahada olmayı hiç bırakmayan liderliğini hem hayranlık hem de saygıyla aktarıyor.
Röportaj aynı zamanda Ünal Bey’in insan ilişkilerine, ailesine, çalışanlarına ve Kıbrıs halkına olan bağlılığını gösteren anılarla dolu. Torununa duyduğu sevgiden çalışanlarını evlat gibi sahiplenişine; kırsal bölgelerden sağladığı istihdam fırsatlarına kadar birçok ayrıntı, onun yalnızca bir turizmci değil, aynı zamanda topluma değer katan bir insan olduğunu gösteriyor. Hasan Karlıtaş, kendisine duyulan güvenle nasıl kısa sürede yöneticilik pozisyonuna yükseldiğini anlatırken Ünal Bey’in gençlere fırsat tanıma konusundaki cesaretini de gözler önüne seriyor.
Yıllar boyunca yaşadıkları komik, duygusal ve öğretici anılar; turist hikâyeleri, gece yarısı telefonları, miting döneminde geçen diyaloglar ve Lefke’deki projeler üzerine yapılan sohbetler hem iki insan arasındaki bağı hem de bir liderin iç dünyasını anlamamıza yardımcı oluyor.
Hasan Karlıtaş’ın anlatımı, Ünal Çağıner’i sadece bir iş insanı olarak değil; hayal kuran, üreten, pes etmeyen, memleketi için çalışan bir karakter olarak yeniden hatırlatıyor. Röportaj, Kıbrıs turizmine damga vuran bir vizyonerin ardında bıraktığı mirası sıcak ve akıcı bir dille izleyiciye sunuyor.
(0:10 - 0:26)
Üç yıldan fazla birlikte, çok yakın çalıştık. Ondan çok şey öğrendim. Dolayısıyla her aklıma
geldiğinde, güzel bir tebessümle ve iyi hatıralarıyla Ünal Bey'i hatırlıyorum.
(0:27 - 0:48)
Bana çok şey kattı. Belki de şu anda turizmde, bilinen isimlerden biri olmamın da
sebeplerinden biri Ünal Çağıner'di. Adeta bir okul gibi 3-3,5 sene boyunca her gün yaşayarak,
deneyimleyerek hayatı, turizmi sahada Ünal Bey sayesinde öğrendim diyebilirim.
(0:49 - 1:02)
Ünal Bey büyük bir vizyonerdi. Olaylara bakış açısı bulunduğu dönemin ötesindeydi. Bu çok
önemliydi çünkü çoğu insanda girişimcilik ruhu yoktu.
(1:03 - 1:16)
Bir gün bana anlattı. 1972'li yıllarda, 1974'ten önce bile Evdim sahilinde turizm, tatil köyü
kurma hedefim var dedi. Bunu başaramadım.
(1:18 - 1:36)
Evdim'den Çatalköy'e göç olduktan sonra, daha doğrusu Girne'ye göç olduktan sonra, plaj
hayalimi diyor Evdim'den Çatalköy'e taşıdım. Orada Kıbrıslıların deyimiyle 3-5 tane galif
bulunmaktaydı. O plajı işlettim dedi 1974'ten sonra.
(1:37 - 1:49)
Hayalim hep Evdim köyünde düşündüğüm tatil köyünü Çatalköy'e yapmaktı. Acapulco tatil
köyünü o şekilde kurdu. Acapulco'da çalışan Çatalköylü arkadaşlarım vardı.
(1:50 - 1:59)
İlk telefon açtılar bize. Ev telefonundan tabi cep telefonu yoktu o yıllarda. ''Hasan burada bir
iş var, çalışmayı düşünür müsün?'' demedi.
(2:00 - 2:11)
Gittik, Ünal Bey'le görüştük. ''Kimsin, kimlerdensin, ailen kimdir, kaç yaşındasın, turizmi
seviyor musun?'' falan filan. Bunları sürekli sorardı.
(2:11 - 2:19)
Beni de işte gördü. Bir soru sordum ona, ''Sebat edecek misin?'' dedi. Mesela dedim elimden
geleni yapacağım işte Ünal Bey falan.
(2:20 - 2:26)
Geçti işte resepsiyon bölümünde, başla. İlk etapta senin işte 3 vardiyayı da çalış. Öğren dedi
bu işi de.
(2:27 - 2:41)
Bir iki ay sonra isterim seni dedi bana. Zaman içerisinde bu 3-5 Bungalov, 229 Bungalov'a
kadar çıkmıştı. Buna ilave etmeye de işte 52 tane otel odası yapılmıştı daha sonra.
(2:42 - 3:00)
Turizmi tırnaklarıyla kazıyarak, adım adım inancı doğrultusunda bir tatil köyü düşüncesiyle
geliştirmiştir. Tabi ki bu anlamda işte gençlere de çok dokunuşları olmuştur işe almak
suretiyle. Birebir sahadaydı yani.
(3:00 - 3:12)
Her adımda hangi oda ne zaman bitecek, hangi inşaat adımının devamı ne olacak. Tüm
kontrol Ünal Bey'deydi yani. Kim işe girecek, kim işten ayrılacak.
(3:12 - 3:25)
Personelin maaşları teker teker kendisi imzalayacak. İnşaat faaliyetleri nasıl ilerleyecek. Tek
başına bir ordu gibi bütün planlamayı, bütün noktayı idare ediyordu.
(3:26 - 3:36)
Bir gün bana demişler benim sistemimi güvensizlik üzerine kurdum. Dolayısıyla bütün
kontrolün kendisinde olmasını isterdi. Sürekli iletişimimiz vardı.
(3:36 - 3:50)
Belki de 7-8 defa günde lobiye gidip karşılıklı olarak fikir alışverişinde bulunuyorduk. Şu anda
mesela Türkiye Turizm Bakanı o yıllarda büyük bir şirketin sahibiydi. Sürekli gelirdi işte Ünal
Bey'e konuşurlardı işte.
(3:50 - 4:02)
Oda anlaşmaları falanlar yapılırdı. Yok şaka yapmayı da severdi aslında belli ortamlarda. Keyif
alırdı mesela otelin dolu olmasından, misafirlerin mutlu olmasından.
(4:03 - 4:09)
Gerçekten mutluydu. Son dönemde mesela torununu çok severdi. Su isimli bir torunu vardı.
(4:09 - 4:15)
O yıllarda yeni yürürdü. Ailesini çok severdi. Mesela kızı İçim Hanım, oğlu Dimağ Bey.
(4:16 - 4:31)
Mesela onlarla birlikte olduğunda yüzü sürekli gülerdi. O yıllarda işte torunu Su otele
geldiğinde gel dedem diye hemen kucağını açardı. Yani ailesine özel bir bağı vardı
çocuklarına, torunlarına.
(4:32 - 4:54)
Otelini çok severdi ve Acapulco'nun her zaman daha iyiye gitmesi için çok çalışırdı. Ünal Bey,
Kırsal'da kalan kişilere de destek olan bir liderdi. 45-50 kişi her sabah 5'de 5 buçukta Güzel
Yurt'tan tepe başından otobüse binerdi.
(4:54 - 5:06)
Kadın, erkek işte 4-4 buçukta çıktıkları zaman otobüs tekrardan geri dönüyordu. Bu yani
aslında Kıbrıs insanına yapılan çok güzel bir iş ve istihdam fırsatıydı. Mesela işe başladım ben
1-1,5 ay sonra.
(5:07 - 5:12)
Resepsiyonistim ben orada. Daha sonra beni çağırdı. Ve çocuk dedi seni izledim.
(5:13 - 5:21)
Artık sen buranın ön büro müdürüsün. Bu şekilde devam ettim. Ünal Bey dedi ben daha çok
yeniyim, işi daha yeni öğrendim.
(5:22 - 5:31)
Git dedi görevin başına başla. Ve bana böyle bir fırsat da verdi yani 24-25 yaşında bir gence.
Bu da gençlere aslında bir güveni duyduğunu gösterir.
(5:31 - 5:40)
Benim gibi yine Akgünler Turizmi'ne görevlendirdiği arkadaşlar. Akgünler Denizlik Şirketi'ne
görevlendirdiği arkadaşlar. Genç arkadaşlardı.
(5:41 - 5:48)
Tabii Ünal Bey'in biz resepsiyonda çalışırken ayrı bir telefon hattı vardı. Sarı renkli bir telefon.
555 numarası.
(5:49 - 5:56)
O numara çaldığında hepimiz aman dedik. Ünal Bey arıyor, alarma geçtik. Arkadaşlar bana
tahsilatı okuyunuz.
(5:57 - 6:09)
Otelin doğuluk oranı nedir? Bugünkü rezervasyon durumu nedir? Ve bu telefon da öyle bir
telefondu ki her saat çalabilirdi. Gece 2'de 3'te de, sabah 5'te de. Mesela Ünal Bey'in aklına
bir şey gelir.
(6:10 - 6:21)
Hemen telefon çalar, sorar. Yani işini çok takip ederdi. Ve turizm anlamında iyi ki Ünal Bey
Kıbrıs'tan geçti ve iz bıraktı diye düşünüyorum.
(6:22 - 6:44)
Hani 3-5 yataktan şu anda 2000 yataklı devasa bir turizm tesisine dönüşmüştür Acapulco. Ve
Ünal Bey'in açtığı bu bayrağı şu anda ne mutlu ki kızı Biçim Hanım ve oğlu Dima Bey gayet iyi
bir şekilde geleceğe doğru taşıyorlar. Çünkü Acapulco Kıbrıs turizm tarihinin en önemli
tesislerinden bir tanesidir.
(6:45 - 6:52)
Çünkü bizimdir. Bu halkın tesisidir. Bu anlamda Ünal Bey'in açtığı bu yol hepimize rehber
olması gerekiyor.
(6:54 - 7:00)
Ölümünden birkaç sene önce beni aradı telefonla. Facebook'ta Hasan diyor bir şey paylaştın.
Çünkü kullanmazdı Ünal Bey'in cep telefonu vardı.
(7:00 - 7:07)
Sosyal medyası böyle şeyler kullanmazdı. Ama arkadaşlardan bilgi göstermiş kendisine.
Lefke'de sular, dereler geldi.
(7:08 - 7:12)
Ben çok meraklıyım dedi. Eski çocukluğum dedi aklıma geldi. Akan dereler, sular.
(7:13 - 7:22)
Bir gün geleceğim diyor oraya da bir gezelim diyor. Hatta kafamda diyor bir proje var.
Bağlıköy yakınlarında, Lefke bölgesinde yüz dönüm yan yana bir arazi bulabilirsek.
(7:23 - 7:32)
Orada da o bölgeye dokunmak istiyorum diye. Hiç vazgeçmeyen bir insandı. Girişim
anlamında başarılı olmak isteyen, bir iz bırakmak isteyen bir mücadele insanıydı.
(7:33 - 7:42)
İçiş dünyası aslında çok güzel bir içiş dünyası vardı. Yumuşaklıklı ama dıştan tanımayan
insanlar olunca. Gayet katı sert bir patron olarak görünüyordu.
(7:42 - 7:51)
Ancak biz bazen bize kıssa bile onun arkasında bir şey olduğunu düşünüyorduk. Bu anlam
planı döneminde son mitinglerden biri. Gittim işte Yunan Bey'in karşısına Yunan Bey dedim.
(7:52 - 7:57)
Yarın anlam planı mitingi var dedim. Lefkoşa'ya mitinge gitmek isterim. Sizden dedim izin
isterim.
(7:58 - 8:06)
Baktı bana böyle. Sen dedi bana inanın dedi bana ki bir şey değişecek bu memlekette. Dedim
inanırım Yunan Bey gerçekten dedim.
(8:07 - 8:19)
Ben de dedi bana gençliğimde öyleydim ama inanma dedi bana hiçbir şey değişmeyecek ama
git dedi. Gel dedi de gel yanıma da isterim seni gene tekrar. Gittik işte mitinge falan geldik.
(8:19 - 8:29)
Bana nasıl geçti bak kurtardınız dedi şeyi. Kıbrıs'ı. Yok inanamıyorum Kıbrıs'ı kurtarma değil
ama yaz dedi bu sezon bir yere bu plandan bir şey çıkmayacak.
(8:30 - 8:42)
Ve bu Kıbrıs konusu ne yazık ki dedi bizim dışımızdaki kişiler tarafından karar verilecek.
Bizden başkası bu memleketi dedi kurtaramaz. O yüzden bu memleketi seveceğiz.
(8:42 - 8:53)
Bu memlekete sahip çıkacağız. Bu memleketi ancak burada yaşayan burada üreten insanlar
kurtarabilir gibi. Acapulco ismi biliyorsunuz.
(8:55 - 9:00)
Meksika'da bir yerdir Acapulco. Meksika'nın en önemli turizmi. Bölgesidir.
(9:01 - 9:10)
Bir gün Ünal Bey bir de Almanya'da şirket kurmuştur. Sadece Kıbrıs'ta kalmadı. MTM diye
Mediterranean Travel diye bir şirket kurmuştur Almanya'ya.
(9:11 - 9:17)
Oradan turistler geliyordu bize sürekli olarak. Bir gün bir turist gelir Almanya'dan. Kadın
bağırır çağırır.
(9:17 - 9:22)
Gece geldiler gece 2'de 3'te giriş yaptılar. Sabah uyandı. Burası diyor Acapulco değil.
(9:23 - 9:27)
Allah Allah. Yes dedi işte burası Acapulco. Bir Almanca da konuşuyor kadın.
(9:28 - 9:33)
Alman rehberler de geldi işte. Dedik nasıl girdiniz siz buraya bir gösterin bize. Kadın reklam
ilanını gösterir.
(9:34 - 9:39)
Doğru yeri aldı Acapulco'yu aldı. Kadına gösteririz burası Acapulco. Siz doğru yerdesiniz.
(9:40 - 9:48)
Meğer kadın zannetmiş ki Meksika'ya gidecek. O Acapulco'yu alıp geldi buraya. Gittik bunda
işte Ünal Bey'e anlattık işte böyle bir turistimiz var.
(9:48 - 10:01)
Orada çok bir kahkaha attı, yani güldü o da. Ama verin dedi işte bir meyve sepeti falan bir
şeyler odasına güzel bir oda verin de mutlu olsun. Bu şekilde de işte turistlerin mutlu olması
için uğraşıyorduk.
(10:02 - 10:23)
Ünal Bey de bizim patronumuz olduğu için en üstten bütün komisinden, garsonundan,
resepsiyonistine kadar, housekeeping, kat hizmetleri bölümüne kadar herkesin bağlı olduğu
bir sistemin en üstündeki kişiydi. Ancak şu anda yabancı turist anlamında ciddi sıkıntılarımız
var. Ulaşım anlamında ciddi sıkıntılar var.
(10:23 - 10:47)
Kazino sayısının artması ve geleneksel Akdeniz ve Kıbrıs ada tatili yapan ziyaretçilerin
azalması sıkıntıydı. Bence Ünal Bey de yaşasaydı bu durumdan şikayet ederdi. Ve gerçek
tatilci kitlenin Kıbrıs'ın tarihini, kültürünü, doğasını ve Kıbrıs mutfağını benimseyen insanların
olmasını tercih ederdi.
(10:48 - 10:49)
Çünkü onun kurduğu sistem buydu.