Bu röportajda Ünal Çağıner’i yakından tanıyan Hamit Görgün, onun çalışkanlığını, üretkenliğini ve kararlılığını anlatıyor. Görgün’ün sözlerinde, Kıbrıs’ın ekonomik ve sosyal dönüşümüne katkı koyan bir liderin sade ama etkileyici portresi yer alıyor.
Hamit Görgün, Ünal Çağıner’le tanışmasını ve yıllar içinde gelişen dostluklarını anlatıyor. Sıradan bir iş ilişkisi zamanla güvene dayalı bir bağa dönüşmüş. Onunla çalıştığı yıllarda edindiği gözlemler, Çağıner’in karakterini bütün sadeliğiyle ortaya koyuyor.
Röportaj boyunca Görgün, Ünal Çağıner’i çalışmayı hayatının merkezine koymuş, zamanı en verimli şekilde kullanmaya odaklanan bir lider olarak tanımlıyor.
“Onun için zaman çok kıymetliydi,” diyor. “Çalışmak bir zorunluluk değil, yaşam biçimiydi.”
Ünal Çağıner’in üretme tutkusu, yalnızca kendi başarısına değil, ülkesinin gelişimine de odaklıydı. Görgün, onun her yatırımında Kıbrıs’a katkı sağlamayı amaçladığını anlatıyor:
“Yaptığı işlerde daima ülkesine fayda sağlamayı düşünürdü. Bir yandan işini büyütürken, diğer yandan bu topraklarda değer yaratmanın yollarını arardı.”
Onu farklı kılan, gösterişten uzak ama hedefi büyük bir insan olmasıydı. Görgün, Ünal Çağıner’in sade yaşamını, işine adanmışlığını ve sezgilerinin gücüyle doğru zamanda doğru kararlar alabilen bir lider olduğunu söylüyor:
“Ne kadar büyürse büyüsün, hayatı değişmedi. Aynı masa, aynı düzen, aynı tempo… O, çalışarak var olmayı seçen bir insandı.”
Ünal Çağıner, gerektiğinde kararlı ve net tavrını ortaya koyardı. Görgün, onun bazı durumlarda kritik anlarda soğukkanlı davranarak olayları yönettiğini anlatıyor:
“Zor bir durum olduğunda hemen toparlanır, sakinleşir ve çözümü bulurdu. Bu yönüyle çevresine güven verirdi.”
Röportajda ayrıca Ünal Çağıner’in çocuklarına ve ekibine duyduğu güven de öne çıkıyor. Görgün, işi büyütürken onları yanında görmekten mutluluk duyduğunu belirtiyor.
“Onlar babalarının değerlerini sürdürdüler. Bu kurumun bugünlere gelmesinde o anlayış hâlâ yaşıyor.”
Ünal Çağıner’in hayatında boşluk yoktu. Her anını üretmek, yeni fikirler geliştirmek ve işine katkı sağlamak için değerlendirirdi. Görgün, bu yönünü şu sözlerle anlatıyor:
“Onu tanıdığım yıllar boyunca bir gün bile boş durduğunu görmedim. Hep yeni bir şeyler düşünürdü.”
Röportajın sonunda Hamit Görgün, Ünal Çağıner’i şöyle tanımlıyor:
“O, çalışmayı seven, üretmekten keyif alan bir insandı. Kıbrıs için yaptığı her şey, onun inancının ve emeğinin sonucuydu. Bu yüzden adı, yapılan her işte yaşamaya devam ediyor.”
Bu röportaj, Ünal Çağıner’in çalışma disiplini, üretkenliği ve ülkesine duyduğu sorumluluk üzerine bir tanıklık. Hamit Görgün’ün gözünden, hayatı boyunca üretmekten, inanmaktan ve çalışmaktan vazgeçmeyen bir liderin hikâyesi.
(0:10 - 0:43)
Ünal Bey'le tanışmam şöyle oldu, biz Ünal Bey bu bölgeyi, Akap Kudulku'nun bölgesini
çalıştırmaya başladığı zaman denize hep buraya gelirdik. Maya'mı soyunma kabininde unuttuğum
bir günün akabinde kendisini aramam, daha doğrusu kendisi telefona çıktı. Maya'mı orada
unuttuğumu söyledim, Ünal Bey öyle bir gülümsemesini duydum.
(0:44 - 1:10)
Dedi doğrudur, buldum, bendedir, gelip alabilirsiniz. Maya'yı bana verirken, o Maya'ya bakıp
yüzüme baktığı ve o bakışını hiçbir zaman unutamadım hayatımda. Esas tanışmamız yani iş
hususlarıyla alakalı, KÜFİ 1. ile buraya geldiğimizde tanıştım Ünal Bey'le ve artık projeler
konuşulmaya başladı denizcilikle alakalı.
(1:10 - 1:31)
Ünal Bey bir işe gireceğinde öncesinde bayağı bayağı bir inceleme, araştırma vs. gibi şeyler yapar.
Bu arada yine Ünal Bey'le sürekli temaslar var, Ünal Bey sürekli KÜFİ'yi arar, beni de ister, alır beni
KÜFİ, buraya gelir kendisiyle görüşürdük sık sık.
(1:32 - 2:06)
Ünal Bey zeki bir insandı, çok yüksek girişimci ruhu vardı. Ünal Bey politika okulunda daha fazla
ekonomi üzerinde okudu ama politikayla çok çok ilgilenmiş ve ben onu artık bir politikacı olarak da
addederim. Her zaman her tarafı dinlerdi ve kendi kafasındaki şeyleri de empoze etmeye
çalışmazdı.
(2:06 - 2:22)
İyi bir politikacıydı yani. İlk gördüğümde tanıdığımda turizm sektörünün içindeydi. Onun için hiç
şaşırtmadı ama gelişmelerinin ilerlemesini de gördükçe bundan gurur duydum.
(2:23 - 2:46)
Ünal Bey'i farklı kılan girişimci ruh çok araştırmacı ve istihbaratçıydı. Ünal Bey'in en yüksek
yeteneği bilgi toplamaktı. İstihbarat kanalları yaratmak ve bunlardan sürekli bilgileri almak ve bu
bilgilerin değişebileceğini düşünerek tekrar tekrar almaktı.
(2:46 - 3:14)
Ünal Bey normal zamanlarda basit şeylerde kızabilen, canı sıkılabilen biridir. Ama çok büyük
olumsuzluklarla karşılaşınca hiç ummadığın şekilde o sana destek olmaya çalışan biriydi. Zaten
Ünal Bey o kadar çalışkan bir adamdı ki çalışma için yaşardı, iş için yaşardı.
(3:14 - 3:48)
Ünal Bey'in bir lüks merağı, gösteriş merağı yoktu. Ünal Bey arabası yenilenmezse aynı arabayı 20
sene kullanabilirdi. Yani ne kılık kıyafet merağı vardı ne lüks yaşam.
Otelin de en kötü odasında kendisi kalırdı. İnsan çalıştırma, yatırım yapma, geliştirme. Çalışan evet
mesai saati çalışırdı ama gerçek çalışma mesai saati değildi.
(3:49 - 4:07)
Eğer yetkili biriysen günün her saati ister gece yarısı isterse Ünal Bey her saatte seni arayabilir ve
iş konuşmak isteyebilirdi. İcap ederse seni çağıra da bilirdi. Hem sabırlı hem sabırsızdı.
(4:07 - 4:15)
Bazı konularda çok sabırsızdı. Suratının hemen gerçekleşmesini isterdi. Sezgileri çok yüksekti.
(4:16 - 4:31)
İnanamazsın. Kötünün geleceğini hemen fark eder, hisseder ve hemen o konuda seninle
konuşmak isterdi. Ünal Bey beni çok sık yemeğe çağırırdı buraya.
(4:31 - 4:42)
Çok severdi yemeklerde sohbet etmeyi iş konularıyla da politika konularıyla da. Kıbrıs yemeklerine
daha çok meraklıydı. Kıbrıs'ın kendi öz yemeklerine.
(4:43 - 5:09)
Bir ada ülkesi olan Kıbrıs'ın ulaşımıyla alakalı elbette denizin çok önemli olduğunu muhakeme
edecek yetenekte olduğu için bunu görüp bu konuda da yatırım yaptı. İşle alakalı uğraşan erkek
gibi ailesini biraz ihmal etme durumunda kaldı. Ama onların her zaman geçimi için gerekli her şeyi
sağladı.
(5:10 - 5:22)
Ancak benim kendi şahsiyet düşünce belli bir dönem bütün ailesini ihmal ettiğini söyleyebilirim.
Beyni hep meşguldü. Devamlı yapacaklarını düşünürdü.
(5:23 - 5:38)
Her gün ailenin yanında onları tatile götür onlarla beraber gezmeye çık. Şunu yap bunu yap
diyerek başarılı olmak mümkün olmazdı. Ama daha sonra Hünal Bey o dengeleri de kurmaya
başladı.
(5:38 - 5:59)
Çocukları da eşiyle de daha iyi ilgilenip birliktelikler de sağlamaya başladı. Hünal Bey özellikle ilk
Kıbrıslı Türklere iş vermek, görev vermek, çalışmak isterdi. Onlarla çalışmak isterdi.
(5:59 - 6:14)
Memleketini seven bir insandı. İnsanını seven bir insandı. Ve onları da ailelerini tanıdığı, yaşadıkları
bölgeleri tanıdığı insanlar içerisinden seçerdi iş adamı.
(6:15 - 6:27)
Ama akıllı bir iş adamı. Bir gemimizin yanması gerçekleşti Tersane'de. Yeni aldık her şeyini
yeniledik.
(6:27 - 6:41)
Tam suya seni indireceğimiz günlerde o gemide yangın çıktı. Ve geminin iç tarafları her şeyi yandı.
Ve bu gemi programı hep aksadı.
(6:41 - 6:50)
Ve bana hep moral o verdi. Hadi şimdi yürüyelim. Bozma moralini.
(6:51 - 7:06)
Yaklaşımı hiçbir zaman unutamadığım bir olaydır. Ünal Bey bana güvenirdi. Eminim güvenirdi ama
istihbaratlarını da yine toplamaya devam ederdi.
(7:07 - 7:18)
Parayı her zaman gerektiği kadar kullanırdı. Fazla açılmazdı. Ama sonradan çocuklar devreye
girince kendisine o cesareti de verdiler.
(7:19 - 7:43)
Bunu bunu yaparsak daha iyi bir geriye dönüş alacağız. Ve onların da destek ve birlikteliğiyle o
daha iyi hedeflere daha çabuk ve daha sağlam şekilde yürümeye başladı. Akapulco'nun toprağının
bir kısmının Rum'dan satın alma olayları bu çok önemli bir konuydu.
(7:44 - 8:06)
Burada ben yanında avukatıydım onun. Onun avukatı birkaç avukat daha vardı ama esas avukatı
bendim. Yani zaten Ünal Bey'in hem avukatlığını hem makine mühendisliğini hem danışmanlığını
hem genel müdürlüğünü ve daha hatırlayamadığım kadar birçok meselesinde hep bir görev
içerisindeydim.
(8:07 - 8:14)
Ukrayna'ya makine siparişi vermiştik. Ben dedim her şey tamam paketlendi kutulara kondu.
Kamyona da yüklendi.
(8:15 - 8:29)
Ben dönüyorum artık dönmeyeceksin dedi bana. Neden Ünal Bey? Yok yemeğe girecek
göreceksin ve kalktığını da göreceksin. Yüklendi paketlendi üstünde adımıza adres her şeyler
gördüm.
(8:30 - 8:48)
Bunlarla alakalı burada kalmama gerek yok ben bindim uçağa geldim. Ukrayna'da gerçekleşen
parçalar aldık monoblok diye gemilere. Gümrükte girerken paralarımıza el koydu gümrük şeyde
Ukrayna'da ve o parayı alamadan ben gelemedim.
(8:48 - 8:56)
Bu defa ben geç kaldım. Ünal Bey arkamdan alay etmeye başladı politikacıların her şeyi dermiş.
Bizim Hamit de galiba dermiş.
(8:56 - 9:05)
Bizim paraları da aldı. Orada buldu herhalde bir tane daha dermiş. Yani zaman zaman da böyle
şeyleri vardı.
(9:06 - 9:22)
Ünal Bey dediğim gibi gece uyumadığı zamanda mesaisi bitmezdi. Uyuduğu saatlerde bana
sorarsa gene rüyasında içti. Eğer uyanırsa da o konuyla alakalı seni arardı mutlaka.
(9:22 - 9:36)
Gene benim hiç unutmadığım bir olaydı. Bu taş ucu yüzünden Ünal Bey ile aramızda bir problem
oldu. Taş ucunda görevine son vermek istediğimiz bir kişi vardı.
(9:36 - 9:57)
Onunla alakalı Ünal Bey böyle bir şey yapmamamı söyledi. Yine başka bir kişi vardı ki bunu da ilk
defa görevden kendisi almak istedi. Her zaman benim idare ettiğim personellerde.
(9:58 - 10:14)
Öyle bir karışması oldu. Hiç olmadı başka zamanlarda ama öyle bir karışma oldu. Ben de
kendisine dedim ki Ünal Bey madem böyledir o zaman buyurun lütfen siz gelin yönetin.
(10:14 - 10:32)
Bu şartlar altında devam edeceksek ben artık görevden ayrılabilirim dedim kendisine. Peki dedi
bana sen bilirsin dedi. Ofise gittim eşyalarımı toparlıyorum aniden kapı sert şekilde açıldı.
(10:32 - 10:41)
Koştu yukarıya geldi. Nereye gidiyorsun dedi bana. Dedim sizinle konuştuk ben artık gidiyorum bu
şartlar altında.
(10:41 - 10:54)
Madem ki siz böyle çalışmak istiyorsunuz ben çalışamayacağım. Dur ya otur ya oturduğun yere
dedi nereden çıktı şimdi bu dedi bana. Gel dedim bir seninle gidelim dedi daha.
(10:54 - 11:08)
Alır seni arabasına daha çıkarır. Başka konularla giden başka konularla o sıkıntı ortadan kaldırılır.
Ve dönüldüğünde her şey tamam her şey işine devam edecek.
(11:08 - 11:16)
Herkes tamamdır sıkıntı çözülmüştür vaziyeti var. Hadi dedi gel benim arabayla gidiyoruz. Bırak
her şeyi bırak her şeyi dedi bana.
(11:16 - 11:24)
Gel gidiyoruz dedi. Peki dedi çıktık dışarıya binadan araba ararız. Ünal Bey'in arabasını.
(11:24 - 11:40)
Nerede ya bu araba nereye park ettim ben arabayı diyor. Ararız oraya bakarız yok buraya ararız
yok. Ünal Bey dedi ki ya dedi ben arabayla gelmedim ki aceleden dedi taksiye bindim geldim
buraya dedi.
(11:40 - 11:48)
İstemem senin gibi işten ayrıl bana. Senin arabayla gidelim. Ah dedi ben de hapı yuttun Hamit.
(11:49 - 12:00)
Çünkü senin araba illa kendi sürmek isterdi ama arabaları da. Ya taştan ya çukurdan ya sürtmeden
bir sürü hasara uğrayacak.