Derviş EROĞLU

Derviş EROĞLU

Bürokrat

Derviş Eroğlu’nun Gözünden Ünal Çağıner | Ülkesine Adanmış Bir Liderin Hikayesi

Bu röportajda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin eski Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Ünal Çağıner’le dostluğunu ve onun ülkeye bıraktığı kalıcı izleri samimi bir dille aktarıyor. Eroğlu’nun sözleri, yalnızca başarılı bir iş insanını değil, vatanına bağlı, üretmeyi seven ve dostluğa önem veren bir karakteri gözler önüne seriyor.

Eroğlu, Ünal Çağıner’le tanışmasını UBP’de ilçe başkanlığı yaptıkları yıllara dayandırıyor. O dönem başlayan arkadaşlık, yıllar içerisinde güçlü bir dostluğa dönüşmüş.

“İyi bir arkadaştı,” diyor Eroğlu. “Kazandığını sürekli yatırıma dönüştüren, çalışkan bir insandı.”

Röportaj boyunca en fazla vurgulanan özelliklerden biri, Ünal Çağıner’in yatırıma olan tutkusu. Kazandığını biriktirmek yerine ülkesine değer katacak projelere yönlendirmiş; Acapulco’nun büyümesi, çiftliklerin ve tarımsal üretim tesislerinin kurulması hep bu vizyonun ürünü.

Eroğlu’nun anlattığına göre Çağıner, üretmeyi ve kendi tesislerinin ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılamayı önemserdi. Peynirden bala, yoğurttan sebzeye kadar birçok ürünü kendi çiftliklerinde üretmiş; bu da hem otelin kalitesine hem de ülke ekonomisine katkı sağlamıştı.

Röportajda dikkat çeken bir başka ayrıntı ise Acapulco’nun bulunduğu arazinin Rum malı olması. Eroğlu, Ünal Çağıner’in mal sahibiyle bizzat görüşerek araziyi hukuka uygun şekilde satın aldığını, tapuyu Türk malı hâline getirdiğini anlatıyor. Bu adım, onun yalnızca bir yatırımcı değil, ülkesine karşı sorumluluk hisseden bir vatandaş olduğunu gösteriyor.

“Ben bu ülkede doğdum, büyüdüm,” diyerek yaptığı yatırımları tamamen KKTC’ye bırakması, Eroğlu’na göre gerçek bir vatan sevgisinin ifadesiydi. Ayrıca yüzlerce kişiye istihdam sağlayarak sosyal sorumluluğunu da yerine getirmişti.

Bugün çocuklarının babalarının yolunda ilerlediğini görmek Eroğlu’nu gururlandırıyor.
“Her babaya nasip olmaz,” diyor. “Evlatlarının, babalarının bıraktığı işi daha ileri götürmek için çaba göstermesi büyük bir başarıdır.”

Röportaj, iki arkadaşın yıllara dayanan güçlü bağını da duygusal bir dille ortaya koyuyor. Siyasetin zaman zaman ayrılıklara sebep olabildiğini belirten Eroğlu, kendileri için bunun asla söz konusu olmadığını şu sözlerle ifade ediyor:
“Hiç kimse ikimizin arasını açamadı. Sağlığında da dosttuk, ölünceye kadar da.”

Ünal Çağıner’in vefatı, Derviş Eroğlu için derin bir kayıp olmuş. O anki duygularını şöyle aktarıyor:
“Daha yaşaman gerekirdi, derdim ona. Ama sevgi insanı yaşatır.”

Aralarındaki bağı ise tek bir cümleyle özetliyor:
“Birbirimizi çok samimi olarak seviyorduk.”

Röportaj, Derviş Eroğlu’nun içten dileğiyle son buluyor:
“Allah bu gibi dostları çoğaltsın.”

Bu anlatım, Ünal Çağıner’in dostluklarına sahip çıkan, ülkesini geliştirmeyi kendine görev edinen, üretken ve çalışkan bir lider olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.