Burak KAVUKLU

Burak KAVUKLU

Ünal ÇAĞINER'in Damadı

Burak Kavuklu Anlatıyor | Ünal Çağıner ve “Evladım Gibi” Dediği Acapulco

Bu röportajda Burak Kavuklu, Ünal Çağıner’i yalnızca bir kayınpeder olarak değil, ailesine, işine ve değerlerine aynı ciddiyetle yaklaşan güçlü bir karakter olarak anlatıyor. Üniversite yıllarında başlayan tanışıklık, zamanla güvene, ardından da derin bir aile bağının parçası hâline geliyor.

Burak Kavuklu’nun anlatımında Ünal Çağıner; sözünün arkasında duran, karar verdiğinde tereddüt etmeyen ve bunu sessizce yapan bir insan olarak öne çıkıyor. Yoğun sigara içmesine rağmen ameliyat kararı sonrası bir günde sigarayı bırakması, Kavuklu’nun gözünde onun karakterini tanımlayan dönüm noktalarından biri oluyor. Bu tavır, Ünal Çağıner’in “fikrinde ve sözünde sabit” duruşunu net biçimde ortaya koyuyor.

Aile içinde Ünal Çağıner, sert bir otorite figürü değil; nasihat eden, dinleyen ve güven veren bir baba profili çiziyor. Çocuklarına ve damadına hiçbir zaman bağırmayan, hata anlarında dahi sakinliğini koruyan bir yaklaşımı benimsiyor. Ev içindeki dengeyi Tangül Hanım’la birlikte kuran bu yapı, aile bağlarının güçlenmesinde önemli bir rol oynuyor.

İş hayatında ise Ünal Çağıner, Burak Kavuklu için büyük bir okul niteliğinde. Kendi tecrübelerini doğrudan empoze etmek yerine, danışarak öğrenmeye alan açan bir yöntem izliyor. Bankalar krizi, hayvancılık yatırımları ve Acapulco çevresinde yaşanan büyük yangın gibi zor anlarda sergilediği soğukkanlılık, onun kriz yönetme becerisini ve hayata bakışını net biçimde yansıtıyor.

Röportajda Ünal Çağıner’in vizyoner yönü de güçlü biçimde hissediliyor. Sıfırdan başlayan bir göçmen olarak, altyapının dahi olmadığı bir bölgede her gün “üstüne bir taş koyarak” Acapulco’yu bugünkü hâline getirmesi, Burak Kavuklu tarafından büyük bir emek ve kararlılık örneği olarak aktarılıyor. Onun için Acapulco bir yatırım değil, bir evlat gibiydi; satılması teklif edildiğinde verdiği “Evladını satar mısın?” cevabı bu bağı özetliyor.

Ünal Çağıner’in son dönemlerinde dahi işini, ailesini ve geleceği düşünmeye devam etmesi; yoğun bakımda bile projelerden söz etmesi, onun hayatla bağının ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Burak Kavuklu’ya göre Ünal Çağıner, toprağa bir tohum ekti; o tohum ağaca dönüştü ve şimdi bu ağaca sahip çıkmak, onun emeğini boşa çıkarmamak en büyük sorumluluk.

Röportaj, Ünal Çağıner’in ardından kalan duyguyu şu düşünceyle tamamlıyor:
“O, sadece bir iş insanı değil; değerleriyle yaşayan, üreten ve ardında güçlü bir miras bırakan bir insandı.”