Bu röportajda Ünal Çağıner’in yanında 32 yıl boyunca görev yapan Ali Bahçeci, hem bir çalışma arkadaşının hem de bir evladın gözünden Ünal Çağıner’i anlatıyor. Bahçeci’nin sözlerinde, sadece bir yöneticinin değil; güven, saygı ve aile sıcaklığıyla hatırlanan bir liderin hikâyesi yer alıyor.
Ali Bahçeci, Ünal Çağıner’le ilk tanışmasını işe kabul edildiği gün olarak hatırlıyor. O günden itibaren her sabah yapılan kısa toplantılar, yalnızca iş planlarının değil, iletişimin de bir parçası olmuş.
“Sabahları 5-10 dakikalık toplantılar yapardık. Sorunu olan anlatır, olmayan görevine giderdi. Her şey düzenliydi,” diyor Bahçeci.
Onunla çalışmak Bahçeci için sadece bir meslek değil, hayatın anlamlı bir parçası olmuş. Her sabah işinin başında, akşam ise yapılan işlerin raporuyla Ünal Çağıner’in yanında olurdu.
“Sabah görevi ondan alır, akşam yaptığımız işi rapor ederdik. Dürüstlüğe çok önem verirdi, yalana hiç tahammülü yoktu.”
Bahçeci’ye göre Ünal Çağıner’i farklı kılan en önemli özelliklerinden biri, çalışanlarına duyduğu güven ve baba şefkatiyle kurduğu bağdı.
“Bize sert görünürdü ama kalbi çok yumuşaktı. Biz onun sevgisini her zaman hissettik,” diyor.
Yıllar içinde bu bağ, yalnızca bir iş ilişkisi olmaktan çıkıp bir aileye dönüşmüş. Bahçeci, uzun yıllar boyunca Ünal Çağıner’in özel şoförlüğünü yapmış. Onunla sürekli birlikte geçirdiği zaman, aralarındaki güveni daha da güçlendirmiş.
“Nereye gidersek gidelim, onun her zaman yanımda olduğunu bilirdim. Hiç çekinmeden her konuyu açıkça konuşabiliyorduk.”
Ünal Çağıner’in hayatında dürüstlük, çalışkanlık ve sorumluluk vazgeçilmezdi. Bahçeci, onun bu ilkeleri herkese aşılamak için uğraştığını anlatıyor:
“Derdi ki; ben sizi nasıl yetiştiriyorsam, siz de arkanızdakileri öyle yetiştirin.”
Aralarındaki ilişki zamanla bir baba-oğul bağına dönüşmüş. Bahçeci, Ünal Çağıner’in vefatından kısa bir süre önce söylediği sözleri duygulanarak hatırlıyor:
“Bana ‘Seni evlatlarımdan hiç ayırmadım’ demişti. 15 gün sonra rahmetli oldu. O sözünü hayatım boyunca unutmayacağım.”
Ünal Çağıner’in vefatının ardından Bahçeci, bu büyük ailenin bir parçası olmaktan gurur duyduğunu söylüyor.
“Ben bu ailenin içinde büyüdüm. Onunla çalışmak hem bir gururdu hem bir okul gibiydi,” diyor.
Röportajda ayrıca birlikte geçirdikleri uzun çalışma yıllarından bir anı da yer alıyor. Bir gün Ünal Çağıner dinlenmesini önerdiğinde Bahçeci izin istemiş; ancak inşaat işleri devam ettiği için iznini ertelemişler:
“Git izin kâğıdını hazırla dedi ama bir hafta sonra yeni inşaat başlayacaktı. O da ‘Kepçeyi ben mi kullanacağım?’ dedi gülerek. Sonra ‘Canın sağ olsun, önce işleri bitirelim’ dedi.”
Bu anı, hem Ünal Çağıner’in çalışmaya olan bağlılığını hem de Bahçeci’yle arasındaki samimi bağı yansıtıyor.
Bugün hâlâ görevine aynı kurumda devam eden Ali Bahçeci, Ünal Çağıner’in güvenini taşıyor olmanın gururunu hissediyor.
Röportaj, Ali Bahçeci’nin şu sözleriyle anlamlı bir şekilde son buluyor:
“Ben ona bir baba olarak güvendim, o da bana bir evlat olarak güvendi.”
Bu röportaj, Ünal Çağıner’in liderliğini, güven üzerine kurulu ilişkilerini ve çalışanlarıyla kurduğu insani bağı anlatıyor. Ali Bahçeci’nin tanıklığında bir ömür süren sadakat, saygı ve emeğin hikâyesi yeniden canlanıyor.
(0:12 - 0:23)
Ünal Bey'le iş görüşmesine gelmiştim. Ünal Bey'le ilk o gün tanıştım. İşe başladıktan sonra
bizleri her gün sabah 5-10 dakika toplantıya çağırırdı.
(0:23 - 0:34)
Herkes eğer sıkıntısı varsa kendisine iletiyorduk. Eğer sıkıntımız yoksa herkes görevine gidip
işinize çağırırdı. Onunla çalışmak çok güzel bir duyguydu.
(0:34 - 0:41)
Hayatta yalanı sevmeyen bir insandı. Doğru ve dürüst insanı çok severdi. Herkes onun
yanında dürüstse kaldı.
(0:41 - 0:55)
Eğer bir insanda yalan varsa o Acapulco’da olmadı. Bizce onu farklılık kılan şey onun bize
baba şefkatiyle yaklaşması. Bize karşı sert görünüp ama kalbinin çok yumuşak olması bizlere
çok büyük avantajdı.
(0:56 - 1:11)
Yıllarca onun özel şoförlüğünü yaptım. Biz hiç kimseden çekinmeyerek korkmayarak bir
şeyimiz olduğunda kendi derdimizi ona rahatlıkla açabiliyorduk. Bugün o benimle yaşasaydı
ben ona seninle 30 yılımı gururla geçirdim derdim.
(1:11 - 1:23)
Ben sizi nasıl yetiştiriyorsam siz de arkanızdaki personelleri öyle yetiştirin derdi bize. Biz
ondan ne öğütler alıyorsak biz arkamızdaki personellerde bunları hep teker teker
anlatıyorduk. Ben bu ailenin içinde büyüdüm.
(1:23 - 1:31)
Önce sayın baba dediğim baba diyordum ben çünkü kendisine. Ünal Çağıner'i tanıdım. Bana
son sözü şu olmuştu.
(1:31 - 1:41)
Ben seni evlatlarımdan hiç ayrıdım etmedim. Sen benim her zaman 30 yıl evladım olarak
kaldın. Bu konuyu bana rahmetlik olmadan 15 gün önce söyledi.
(1:41 - 1:53)
Bir 30 sene daha yaşayaydı ben onun her zaman hizmet etmekle gurur duyuyordum. Ben bu
ailede yetiştiğim için onlarla bu ailede olmaktan çok mutluyum. İnşallah nereye kadar
gidebiliriz onu da bilmiyorum.
(1:53 - 2:08)
Ömrümüzün yettiği sürece ben onlarla olmak istiyorum. Babam kendi içine kapanık bir
insandı. Kış sezonlarında yağmur çamur olduğunda bizim Ünal Bey'le sabah müdür
toplantılarımız bir nevi daha uzun tutuluyordu.
(2:09 - 2:19)
O zaman bayağı bir sohbetlere giriyorduk biz. Ben babamdan görmediğimi dedim sizden
gördüm. Babamı 17 yaşında kaybettim ama dedim bundan sonraki babam olacak kişi sizsiniz
Ünal Bey.
(2:19 - 2:30)
O da her zaman bize en büyük babalığını yapıyordu. Dersin ki baba evlat birbirinden omuz
omuza sırt sırta verip çalışırız demekse biz onunla beraberdik aynı. Tarsan çiftliğine başladık
biz.
(2:31 - 2:41)
Ondan sonra ekibimizle beraber bizi Ünal Bey komple Acapulco’ya çekti. Ana binanın
inşaatına başladık. Aynı zamanda Büyük Acua kazımına başladık.
(2:41 - 2:49)
Ayrıca Akamedya salonuna başladık. Bir yıl geçmeden Payin 1 otele başladık biz. Dedi Ali çok
yorulduk oğlum dedi.
(2:49 - 2:55)
Bu sene dinlenelim dedi. Ben de kendisine dedim ki o zaman öyleyse müsaitse dedim.
Yıllarda izine gidemiyordum ben.
(2:55 - 3:00)
İzin ver de dedim. Ben memlekete gideyim. Git izin kağıdını yarın hazırla dedi getir
imzalayayım.
(3:00 - 3:07)
Ertesi gün hazırladım getirdim. E dedi oğlum dedi bir hafta sonra payin korta başlayacağız
dedi. Kepçeyi ben mi kullanacağım dedi bana.
(3:08 - 3:35)
Dedim o zaman babam izin de burada bitti o zaman dedim ben de. Şimdi hem Tarsan çiftliği
hem Acapulco hem ulaşım müdürü ayrıca Kepçe operatörlüğü ayrıca Tarsan'da Tarsan'daki
ulaşım sorumluluğu arazilerin şu an ekimleri, ektirmeleri, biştirmeleri onların sorumluluğu da
bende. Bir kişiye eğer güveniyorsan bu kişiye sorumluluk yüklersin.
(3:35 - 3:45)
O da bana güvendiği için bu sorumlulukları benim üzerime yüklediği için ben ona sonsuz
teşekkürlerimi sunuyorum. Ben ona bir baba olarak güvendim. O da bana bir evlat olarak
güvendiği için.